Sürgündeki Mücahit: Abdulaziz Rantisi

Paylaş

23 Ekim 1947’de Filistin’in Yebna köyünde dünyaya gelmiştir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Fakat İsrail-Filistin savaşından dolayı 6 aylıkken İsrail askerlerinin köylerini basıp harap etmesi ve Rantisi ailesinin eviyle birlikte bütün mallarını gasp etmesinden dolayı “Han Yunus” kampına yerleşmişlerdir. Bütün mal varlığı elinden alınan Rantisi ailesi bundan sonraki hayatını Han Yunus kampında fakirliğin getirdiği zor şartlar altında idame ettirmiştir. Abdulaziz Rantisi’nin 9 erkek 3 kız olmak üzere 12 kardeşi bulunmaktadır. İlkokula başladığı yıllarda ailenin fakirlikle boğuşmasından dolayı ilimle uğraşırken aynı zamanda çalışmaya başlamıştır. İlkokul yıllarında hayatın zorlukları ve problemleriyle karşı karşıya kalan Rantisi şehit olana dek bunlarla karşılaşacak ve mücadele edecektir. Zekâsı ve derslerindeki başarısıyla ön plana çıkan Rantisi, ilkokulu ve liseyi Filistin’de okuduktan sonra 1965’te Tıp eğitimi almak için Mısır’a gitti. İskenderiye Üniversitesinde eğitim aldıktan sonra Gazze’ye döndü ve burada faaliyetlerde bulundu. Tıp alanında profesörlüğe kadar yükselen Rantisi hem mesleki olarak hem de bir mücahit olarak birçok başarıyı Allah’ın yardımı ile elde etmiştir. Kendi topraklarında Siyonist İsrail’e karşı aktif bir mücadele içine girerek işgalcilerin korkulu rüyası olmaya başlamıştır. O, Filistin’de açtığı özel klinikle buradaki çocuk hastaları tedavi etmiştir. Bir yandan özel klinik ile ilgilenirken diğer yandan “Filistinli Müslüman Kardeşler” in lider kadrosunda yer alarak gasıp İsrail’e karşı mücadele vermiştir. Filistin Müslüman Kardeşler cemaati içinde 1987 yılına kadar dinamik bir mücadele içerisinde bulunan Rantisi, Hamas’ın kurulmasına kadar burada direnişini devam ettirmiştir.

Hamas ve Rantisi

Hamas kurulmadan önce Abdulaziz Rantisi, Filistin Müslüman Kardeşler cemaatinin hem üyesi olarak hem de liderlerinden biri olarak yönetici kadroda yer alıyordu. Bu cemaatte gasıp İsrail’e karşı alıkonan topraklarını, özelde Filistin’i genel olarak ise İslam ümmetinin şerefini ve onurunu korumak, ayakta tutmak için bu apaçık düşmanı yurtlarından söküp atmaya ant içerek bilfiil mücadele veriyorlardı. Fakat Filistin Müslüman Kardeşler cemaatindeki mücadeleyi daha da hızlandırmak ve Siyonizm’e karşı toplu bir mücadele vermek için Rantisi ve arkadaşları harekete geçti. Bu cemaat, İslam ümmetinin kalbine bir hançer gibi oturan “kan emicilerine” karşı fiili bir mücadele vererek halkı ayaklandırmak istiyordu. Bunun için de bir örgütlenmeye ihtiyaç vardı. 7 Aralık 1987’de bir İsrail kamyoneti Filistinli işçilerin bulunduğu bir araca çarparak 4 işçinin ölmesine 9 işçinin de yaralanmasına sebep oldu. Bu olay çok büyük tepkiye yol açtı ve 9 Aralık 1987 yılında, yani vakadan iki gün sonra İslami Direniş Hareketi(Hamas) resmi olarak kuruluşunu ilan etti. Şeyh Ahmet Yasin ve Abdulaziz Rantisi gibi yedi tane kurucu liderden oluşan Hamas’ın ilanı ile birlikte kitlesel olarak “1. İntifada” başlamış oldu. Böylelikle halkı ayaklandırmayı amaç edinen İslami Direniş Hareketi, 1.İntifada ile bunu gerçekleştirmiş oldu. Halk, adı geçen vakadan sonra ayaklanmış ve İsrail’e ağır kayıplar verdirmiştir. Bu kitlesel ayaklanma daha sonra gelecek olan Filistinli direnişçilere örnek olacak ve gasıp İsrail’e karşı kıvılcımın daha da artmasına neden olacaktır. Hamas’ ta ve 1.İntifada’da aktif rol alan Abdulaziz Rantisi bu olaylardan kısa bir süre sonra İsrail askerlerinin evini basması sonucunda tutuklanarak cezaevine gönderilir. Böylelikle Rantisi’ nin hapishane serüveni başlamış olur. Hamas’ın kurulmasıyla beraber hayatının geri kalan kısmı Siyonist rejimin zindanlarında işkence çekerek, tek kişilik hücrelerde kalarak geçmiştir. O, Allah’a olan inancından ve cenneti arzulamasından dolayı bütün bunlara dayanmayı, Filistin’in kutsal topraklarını, İslam ümmetinin izzetini ayakta tutmak için işgalcilere karşı cihad etmeyi tercih etmişti. Bunun çilesini etiyle kemiğiyle sonuna kadar çekmişti. Şehid olmanın kolay olmadığını hayatıyla zindanda geçirdiği vakitlerle ve sürgün zamanlarındaki mücadelesiyle gösteriyordu. Rantisi’ nin Allah yolunda cihadının kolay olmadığını az da olsa anlamak için hayatındaki cezaevine gönderilme sıklığına bilahare sürgün dönemlerine bakmak gerektiğini düşünüyorum.

Mahpushane ve Sürgün Yılları

Filistin’de özel bir kliniği olan Prof. Dr. Abdulaziz Rantisi, burada çocuk hastalara bakmaktaydı. Gasıp İsrail’in halka ve esnafa yönelik ek vergileri arttırmasından dolayı Rantisi ve doktor arkadaşları 3 hafta boyunca ek vergileri protesto etti. Siyonist rejimin baskılarına rağmen ek vergileri ödemeyince 1982’de içeri alındı ve 2 ay cezaevinde kaldı.

Hamas’ın resmi olarak kuruluşundan 37 gün sonra 15 Ocak 1988 yılında cezaevine giren Rantisi, 1 ay hapiste kaldı ve Hamas’ın lider kadrosundan içeriye giren ilk kişi oldu.

Serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra 4 Mart 1988 tarihinde bir daha tutuklandı. İki buçuk yıl hapiste yattıktan sonra  4 Eylül 1990 tarihinde serbest bırakıldı.

Yaklaşık üç buçuk ay sonra tekrar tutuklandı ve 1 yıl hapiste kaldı.

Cezaevinden çıktıktan yaklaşık üç buçuk yıl sonra Filistin’de İzak Rabin’in başbakanlığı döneminde Rantisi ile birlikte 415 Filistinli murabıt Güney Lübnan’a sürgün edildi. 17 Aralık 1993 tarihinde Gasıp İsrail’in mecbur kalmasıyla 415 Filistin sakini ve Rantisi yurduna geri döndü. Bu sürgün yılı tarihe “Mercu’z-Zuhur” vakası olarak geçmektedir.

Bilahare Abdulaziz Rantisi kendi topraklarına döner dönmez Gasıp İsrail tarafından tekrar tutuklandı. Tutuklanmasına gerekçe olarak Siyonist rejim, Abdulaziz Rantisi’nin Mercu’z-Zuhur’ da 415 Filistinli vatandaşın sözcülüğünü yapmasını göstermiştir. 1997 yılının ortalarına doğru serbest bırakılmıştır.

Hapisten çıkmasının ardından daha bir sene geçmemişken Filistin’deki özerk yönetim tarafından iğrenç ve aşağılık bir suçlamayla tekrar mahpushaneye girer. Bu özerk yönetim, Hamas’ın askeri kanadının liderlerinden olan Muhyiddin eş-Şerifin şehit edilmesiyle birlikte, Abdulaziz Rantisi’ yi İsrail ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle hapse atılır. 14 Şubat 2000 tarihinde cezaevinden çıkar.

Şunu ifade etmeliyim ki o, cezaevine girmekten çok İsrail ile işbirliği yaptığına dair suçlamalara çok üzülmüştür. Rantisi mücadelesiyle, davasına olan samimiyetiyle, Allah’a olan bağlılığıyla ve hayatıyla Siyonizm’in korkulu rüyası olduğunu göstermiştir. O Filistin’de olduğu gibi Mercu’z-Zuhur’da da liderlik vasfına veya karakterine sahip olduğunu genelde tüm dünyaya, özelde ise İslam ümmetine yansıtmıştır.

Rantisi Mücadelesinin Meyvesini Verir: Şehadet

Ona işgal rejimi tarafından birçok suikast düzenlenmiş fakat bunların birçoğu başarılı olamamıştır. Düzenlenen suikastlerde başarılı olamayan düşman bu sefer de onu komplo teorileriyle etkisiz hale getirip yıldırmak istemiştir. Lakin Rantisi’nin samimi kişiliği ve Filistin davasına olan bağlılığı herkesçe bilindiğinden bu komplo teorilerinin hiçbiri başarılı olmadı. Dava arkadaşı ve hocası Şeyh Ahmet Yasin ile düşmanın uykularını kaçırıyordu. Bilahare Şeyh Ahmet Yasin Siyonistler tarafından 22 Mart 2004’te şehid oldu. Şeyh’in şehadetinden sonra Hamas’ın başına Abdulaziz Rantisi geçti. O da Şeyh’in şehadetinden yaklaşık bir ay sonra 17 Nisan 2004’te İsrailli helikopterlerin attığı füzeyle yaralandı. Kaldırıldığı hastanede şehadet şerbetini içti.

“Kalk vatan için…

Ve kanını onun uğruna akıt!

Tembellik, uyuşukluk sebeplerini bırak, bir kenara atıver!

Şayet öldürülürsen, sen asla ölü sayılmazsın…”

 

 

 

 


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir