SANAT DURAĞI IRGANDI KÖPRÜSÜ

Paylaş

Anadolu’nun mistisizmi ve etnik mimarisini, batılı esintilerin neredeyse yitikleştiği dokunuşlarını hala taşımaya çalışan betonarme yapılarla tahrif edilmeye devam eden (eski!) Yeşil Bursa, perdelerle örtülmüş penceresinin ardından hala gülümsüyor. Henüz küsmemiş şehir, kucaklıyor her bir ziyaretçisini.

Burada yürüdüğümüz her sokağı, uğradığımız her tarih mirası mekânı, soluduğumuz tertemiz havasıyla Uludağ’ı, her dönem topraktan yeniden doğan hükümranlıkların yansımalarını, bu sayımıza kadar yer verdiğimiz daha birçok nadide güzelliği içimizi ısıtan samimiyetiyle anlatmaya çalıştık sizlere. 

Şiirlere, türkülere, sanatsal eserlere ilham olan güzel şehir Bursa’da bu sayıda ise başka bir mütevazı mekâna misafir olacağız inşallah. Misafirliğimiz; bahar ayının erguvanlarıyla süslenen Uludağ’ın tepelerinden eriyip gelen kar sularının üstünde iki tarafı birbirine bağlayan Bursa ovasına doğru şırıl şırıl akan bu derenin sesinin eşliğinde neredeyse her türlü sanatsal faaliyete ev sahipliği yapan Bursa’nın en eski yapılarından Irgandı Köprüsü’ne. 

Dünya üzerinde dört arastalı köprülerden biri olan Irgandı Köprüsü, orijinal mimari yapısının güzelliği ve çevresiyle birleşen pitoresk manzarası ile çokça seyyahın ve ziyaretçinin ilgisini çekmektedir. Çeşitli kaynaklarda Irgandı Köprüsü’nün, 1442 yılında Irgandlı Pir Ali oğlu Tüccar Muslihiddin tarafından mimar Abdullah oğlu Timurtaş’a yaptırıldığı söylenmektedir. Hakkında bir efsanesi de olan Irgandı Köprüsü, tarihi kaynaklara göre üzerinde, 31 dükkân ve bir mescitten oluşan tonozlu kâgir bir yapı ile köprünün ana taşıyıcı tonozunun her iki yanında birer adet depo (ahır) bulunan köprü, 1855 depreminde büyük hasar görmüş ve üzerindeki kâgir yapı yerine irili ufaklı ahşap dükkânlar inşa edilmiştir. 1922 yılında kenti terk eden Yunanlıların bombalaması sonucu köprü yeniden tahrip olmuştur. 1949 yılında köprü betonarme olarak ve orijinal haline göre 60 cm. daha yüksekte yeniden yapılmıştır. 1988 yılından 2004 yılına kadar süren çeşitli bireysel ve kurumsal çabalar sonucunda, 2004 yılında 19. yüzyıldaki durumuna uygun olarak restore edilen köprü günümüzde çeşitli el sanatı atölyelerini ve dükkânları içermektedir. Hat, ebru, minyatür, tezhip, ahşap oymacılığı gibi el sanatı kurslarının yanında geleneksel Anadolu figürlerinin işlendiği kıyafet, takı ve çinilerin satışı yapılmaktadır. Eskiden depo(ahır) olarak kullanılan mekânların yerini ise atölyeler almakta ve buradaki çalışmalara sesinde huzur bulduğumuz ney sedaları eşlik etmekte. Birçok kimsenin de ilgili olduğu Hindistan’dan ülkemize taşınan el üzerine Hint motifli kına yapımı da mevcut, ilgilisine duyurulur ☺

Osmanlı topraklarının neredeyse tamamını gezen Evliya Çelebi’nin “Seyahat Ya Resulallah!” dedikten sonra başladığı uzun yolculuğun ikinci adresidir Ulu şehir Bursa. 17. yüzyılda Bursa’ya gelen Evliya Çelebi ise bu köprünün mimarisi ve ismiyle ilgili öyküleri Seyahatnamesinde şöyle anlatmaktadır:

“Evsaf-ı cisr-i Irgandi. Bursa’nın bir çarşısı da Gökdere’deki Irgandi Köprüsü üzerindedir ki, yemin ve yesar iki yüz kadar hallac dükkânlarıdır. Hücrelerinin pencereleri zir-ü paylerinden cereyan eden Gökdere’ye nâzırdır. Ve bu cisr dükkânlarının üzeri cümle tonoz kemerler ile mebni olub kurşun ile mesturdur. Bu cisrin iki başında kal’a kapuları gibi temiz kapılar üzere mazgal delikleri vardır. Cizrin bir tarafı boştur. Han gibi misafirhane olup at bağlanır.”

“Irgandı Köprüsünün sebeb-i binası Türkçede Irgandı; Irgalandı, sallandı manasındadır. Sene 729 tarihinde Orhan Gazi Bursa’yı fethetmiştir. O esnada bir Mücahid-i fîsebililiah, Işık-ı can hamama giderken bu cisr mahallinde: ‘Çıkayım mı? Varayım mı?’ gibi bir sadâ işitir. Gazi heman dalkılıç olub ‘Çık bakalım ne yapabilirsin!’ diyerek sadâ gelen mahale bir satır urunca urduğu yerden gürliyerek bir kenz-i azîm meydana çıkarak zemin ırgalanıb sallanır, sarsılır. Gazi ise hayrette kalarak şaşırır, iki yanına bakarak ne görse iyi? Derenin içi Kaydafa sikkeli altunları mâl-a-mâl, heman koşarak Orhan Gazî’ye sergüzeştini bir bir takrir eder. O da: ‘Ya ne hayret ettin. Allah sana müyesser etmiş. Var Bursa’da hayrat ve hasenata sarfet’ deyu emreder. Mücahid cümle mâlı hanesine taşıyarak öşrünü beytülmâl-i müslimîne tediye edib bakıyyesiyle bu cisr-i azîmi binâ eder. İşte Irgandı cisri dinmesine sebeb budur.”

Velhâsıl-ı kelam, 

Yolunuz bir gün düşer ise Irgandı ’ya

Alırız bir selam ☺ 

Kübra Ürgün kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir