SAKLI CENNET; SUDÜŞEN

Paylaş

İnsan henüz keşfedilmemiş, daha doğrusu insan müdahalesine maruz kalmamış mekânlara aşina oluyor zannımca. Böyle yerlerden biri benim de görme fırsatını sağladığım Sudüşen Şelalesi. Günübirlik geziler için gayet uygun şelale artık Yalova değil, Bursa ili sınırlarındaki şelale, başlı başına bir doğal zenginlik, henüz bozulmamış doğa harikası. Bunda şehir merkezine uzaklığının payı büyük tabi.  

Üvezpınar Köyü’ne 8 km uzaklıktaki şelale, daha giderken baharda yolları renk renk süsleyen lavantasından gelinciğine çiçekleriyle -yoğun virajları saymazsak- yolu keyifli hale getiriyor. Yola devam ettiğimizde gürül gürül suların aktığı çok güzel piknik alanı ve bir de papağan karşılıyor bizi. Tek işletmenin hizmet verdiği mekânda doğal ortamların vazgeçilmezi piknik ve semaver keyifli olacaktır. Zaten iki kişi şöyle karşı karşıya otursa; üçüncüsü çay… Pikniği, akabinde doğa yürüyüşüyle taçlandırmak çevresinde gizli kalmış güzellikleri serer önümüze ki bunlardan biri de “Zindan”dır. Termalde doğup büyüyenler bilir ki oranın gizli hazinesi şelale değil Zindan adını verdikleri gizli yerdir. Yeri Sudüşen Şelalesi’nden öncedir, ama arasanız da bulmanız zordur. Zira kendini hiç belli etmemektedir bu hazine. Şelalenin döküldüğü havuzun 3 katı kadar büyüklükte havuzu bulunmaktadır. İçine atlamak için sanki özellikle yontulmuş büyükçe ve yüksek de bir kayası vardır. Yüzme için elverişli olabilir diye düşünülebilir, ama yine de dikkat!     

“Eski mobilyalarım, koymama müsaade ettikleri bir samanlıkta çürüyor. Benimse Ey Tanrım; benimse üzerimde çatı yok ve yağmur gözlerimin içine yağıyor.” diyen Rilke’ ye kulak vermek lazım belki biraz. Mekânların zamanı uyandırmak gibi bir kabiliyeti var. Bütün o manzarasıyla, sesleriyle, güneşi, rüzgârı, gökyüzleriyle o eski zamanlar diriliyor, rengârenk önümüze seriliyor.

Kalabalıktan biraz daha uzakta konumlandığınızda, Sudüşen Şelalesi geziniz boyunca sessiz sakin bir doğa seyri, sizin için oldukça önemli bir kazanım olacaktır. Velhasıl-ı kelam sevgili okur; hayat yolculuğumuzda gittiğimiz yerler gitmediğimiz yerlere değmeli, Sudüşen Şelalesi anılarınızda kalmaya değer bir yer.   Böyle bir yerde Fuzuli’nin Peygamberimize ithafen yazdığı, aynı zamanda suya duyulan hasrete yer verdiği Su Kasidesi’ni anımsıyor insan:     

Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlare su

Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

(Ey göz! Gönlümdeki içimdeki ateşlere gözyaşımdan su saçma. Çünkü bu kadar çok tutuşan ateşlere suyun faydası olmaz.)

Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem

Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

(Dönüp duran (gök)kubbenin rengi su renginde midir, yoksa gözümden akan yaşlar mı dönen kubbeyi kaplamıştır, bilemiyorum.)

Zevk-i tîgundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk

Kim mürûr ilen bırağur rahneler divâra su

(Ey sevgili! Senin kılıcının (kılıca benzeyen keskin bakışlarının) zevkinden gönlüm parça parça olsa da buna şaşılmaz. (Nitekim) Su da akarken duvarda yarıklar meydana getirir.)

Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânın sözün

İhtiyât ilen içer her kimde olsa yâre su

(Yaralı gönül senin okunun (ok temrenine benzeyen kirpiklerinin) sözünü korka korka söyler. (Nitekim) Yarası olan suyu ihtiyatla, çekine çekine içer.)

Suya versün bâğban gülzârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün teg verse min gülzâre su

(Bahçıvan, gül bahçesini sele versin (boşuna) zahmet çekmesin. Bin gül bahçesine su verse senin yüzün gibi (güzel) bir gül açılmaz.)

Burçak Aslan kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir