Protest Bir Türk Filmi Örneği: KAĞIT

Paylaş

2010 yapımı bir Türk filmi olan Kâğıt’ın senaristliğini ve yönetmenliğini Sinan Çetin üstlenmiştir. Oyuncu kadrosunda ise Ayşen Gruda, Öner Erkan, Asuman Dabak, Ahmet Mekin, Zeynep Beşerler gibi isimler yer almaktadır. Film 2010 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivalinde, Ulusal Uzun Metraj Kategorisi Filmleri bölümünde yarışmış ve başarılı oyunculuğu ile ünlü Yeşilçam oyuncusu Ayşen Gruda ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’ ödülünü almaya hak kazanmıştır.

Filmde; babasını memnun edebilmek adına annesi tarafından eczacılık okuduğu yalanını söylemeye zorlanan, ama aslında yönetmen olma hayalleri kuran solcu Emrah’ın, politik bilincin zirve olduğu 1970’li ve 1980’li yıllarda bürokrasi çarkında nasıl öğütüldüğü anlatılmıştır. İşçi sınıfının sorunlarına eğilmeyi amaçlayan Emrah’ın en büyük hayali bu filmin tamamlanabilmesi ve halkın aydınlatılmasıdır. Filmin tamamlanabilmesi için ilgili bakanlıktan izin alınması noktasında ciddi sorunlar yaşaması ve Ankara’dan eli sürekli boş dönmesi, üstüne bir de siyasi suçlu damgası yiyerek hapse mahkûm olması Emrah’ı, devleti temsilen memure Müzeyyen’den intikam almaya sevk etmiştir.

Gerçek hür yapar. Gerçeklerle karşılaşmaya hazır mısın?”

Tamamen sistem eleştirisi üzerine kurulu olan film aslında kendisini yirminci yüzyılda siyasi anlamda mağdur olmuş tüm bireylere (mağdur olan, hapse atılan ya da öldürülen, dünya genelinde devlet terörüne uğramış Uğur Mumcu, Nazım Hikmet, Said Nursi, Martin Luther King gibi isimlerin görüntülerine de filmde yer verilmektedir) adamıştır. O dönemde görülen katı devlet bürokrasisi takıntısına bir perspektif sunmayı amaçlayan film, Türkiye’nin bürokratik sorunlarını modern sinema diliyle -Yeşilçam melodramlarından bir nebze de olsa farklı olarak- anlatmaya çalışmıştır. Çıkış noktasını ise; iyi niyetlerle yola çıkan birinin sistemden intikam almaya yönelen hayat hikâyesi oluşturmaktadır. Hikâyenin temeli ise 1970’lere dayandırılmaktadır. Film, bürokrasi tarafından sarılan ve hapsedilen bireylerin hayatlarına eğilerek devletin bireye olan müdahalelerini yarı kurgu yarı yaşanmışlık düzlemi üzerinden aktarmaya çalışmaktadır.

“-Kanunsuz düzen mi olur? Düzeni sağlayan kanunlar. Onlar olmasa ortalık birbirine girer.”

-“Tam tersi olabilir mi? Kanunlar düzeni bozabilir mi?”

Devletin bireye müdahalesi ve devlet-birey çatışması, eskiden beri insanoğlunun gündeminde olan ve tartışılan sorunlardan biridir. Devletin önemli bir ayağı olan bürokrasinin ‘birey’e yönelik çarklarının her zaman farklı biçimlerde işlemesi, ideal devletin kanunlarla başarılı bir şekilde ayakta tutulabileceği fikri, çalışma mekanizmasını bireylerin itaatkâr olmalarına göre düzenleyen devlet erki başta filozoflar olmak üzere birçok insan tarafından sürekli eleştirilmiştir.

“Sadece şehirler özgürleşmez, insanlar da özgürleşir. Hürriyetin ne demek olduğunu öğreneceksin. Bu benim avukat kıyafetim, saçma sapan kanunlar karşısında küçük memurların her dediğini tevekkülle karşılayan insanlar adına konuşacağım. Buradan özgürleşmiş olarak ayrılacaksın.”

Politik bir damardan seslenmeyi amaçlayan senarist ve yönetmen Sinan Çetin, “kâğıt’ın, insandan daha değerli olabileceği” yanlışını irdelemeye çalışmıştır. Daha çok sol içerikli öğeler ile beslenen ve sık sık devrim marşının duyulduğu film, Sinan Çetin’in en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilmektedir.  Çetin’in, bu ülkede sağcıların solculardan daha fazla yıprandığının altını çizmesi üzerine solcular arasında kendisine karşı oluşan antipati, her zaman iktidara yakın durduğu iddiaları, sol jargona sürekli olarak yönelttiği itirazlar kısacası onun ayrı bir değerlendirilmeye tabi tutulması gereken politik geçmişi dışarıda bırakılarak, salt ortaya koyduğu eleştiri üzerinden izlenmesi gereken bir film olan Kağıt, aynı zamanda Yeşilçam melodramlarının dramatik yapısını ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.

“Bir şairin ya da bir ressamın bir eser yaratabilmek için devletten izin alması çok saçma değil mi sizce de?”

Sinemadaki asıl beceri; derdin bağırmadan, belki de doğrudan kelimelere dökmeden, seyirciye ait bir alan bırakarak gösterilmek istenen hedefe doğru dikkat çekmektir. Ucu her daim açık olan ve kesin cevaplar vermeyen filmler çoğunlukla yönetmenin keskin bakış açısını ve gözlem yeteneğini ortaya koyan yapıtlardır. Bu tarz filmler de seyirciye her zaman bir bakış açısı kazandırmaktadır.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir