Nitelik Amaç İlişkisi

Paylaş

Bismillahirrahmanirrahim

Amaç kelimesi sözlükte ulaşılmak istenen sonuç, erişilmek istenen nokta, maksat gibi anlamlara gelmektedir.  E.A. Router : “Eğer bir aracın niteliğini kavramak istiyorsak onun hangi amaç uğruna kullanıldığını bilmemiz gerekir.” der. Yargının tersi de mümkündür. Eğer bir şeyin amacını kavramak istiyorsak o şeyin niteliğini kavramamız gerekir.  Eşyanın niteliğinden nasıl bir amaca hizmet ettiğini kavrayabiliriz.

Kendini bilen Rabbini bilir. Kendini bilen niteliğini bilmiş olur, sahip olduğu nitelikler onun neye hizmet etmesi gerektiğini gösterir. Amacına ışık tutar. Amaç son noktadır/duraktır. Duraklar hedeflerdir, amaca giden merdivenlerdir. Son hedef ise amaçtır. İnsanın amacı Allah’a ulaşmaktır.

İnsanın niteliğine/mahiyetine ilişkin pek çok görüş öne sürülmüştür. İnsana ilişkin tanımlamalar pozitivist ve evrimci algıların ürettiği tanımlar olunca, insan önüne ekonomik, alet kullanan, düşünen, duyumsayan, üreten, tüketen gibi sıfatların konulduğu bir hayvan olmaktan öteye geçememiştir.

Materyalist algının fenomenlerden yola çıkarak ortaya koyduğu insan tanımı ne yazık ki insanın aşkın özelliklerini tanımlamada zafiyet göstermekteydi. Allah insanı en şerefli varlık1 olarak yaratırken, ona diğer varlıklardan ayrı olarak kendi ruhundan2 üflemiştir. İnsan maddi(beden) bir yapıdan oluştuğu kadar manevi(ruh) bir bünyeye de sahiptir. İlahi ve üstün birtakım özellikler kazanan insanoğlu aynı zamanda diğer yaratılan varlıkların üstünde bir yaradılış amacına da sahip olmuştur.

Tabiatın aksine İnsan, Allah’ın yüce sıfatlarını kendi varlığına ekip yetiştirebilen(nisbi ölçüde) ve geliştirme yeteneğine sahip bir varlıktır.3

İnsanın Üstün Özellikleri

  • İnsan Allah’ın ahlakı4 ile kuşanabilen bir canlıdır.
  • Bilinç, seçme ve yaratma5 yeteneklerine sahiptir. Kendisini, yaratılanları ve yaratıcıyı tanıyabilme yaradılışına sahiptir.
  • Mahlûkatın sahip olabileceği en kapsamlı bilgi/bilim kapasitesine sahiptir.6
  • İnsan en güzel şekilde yaratılmıştır.
  • İnsan, kendisi olmamayı seçebilen tek varlıktır.7
  • Tesadüf eseri değil, seçilmiş bir varlıktır.8
  • Mahlûkat insan için yaratılmıştır9
  • İnsan ancak Allah ile tatmin10

İnsanın Niteliğinin Amacına Yansımaları

  • Ahlak insanın huyunu ve davranışlarını oluşturur. İnsan bünyesinde taşıdığı ilahi ruh insana şefkat, merhamet, cömertlik gibi manevi sıfatlar kazandırmaktadır. Hayvanlar bu tür ahlaki vasıflara sahip değildirler çünkü ilahi ruha sahip değildirler. Aslan ceylana merhamet ederek saldırmaktan vazgeçme gibi bir davranışta bulunmaz. Sünnetullah gereği içgüdülerine göre davranır. Lakin insana birtakım ihtiyaçları sürekli baskı yapsa insan manevi unsurlar için o ihtiyaçlarını askıya alabilir. Nitekim “Resulullah (s.a.v) ben güzel ahlakı tamamlamak içim gönderildim”11
  • İnsan idrak edebilen varlıktır. Tanır, farkları ortaya koyar, sınıflandırır, tanımlandırır. Bu nedenle varoluşsal problemler yaşayan tek canlıdır. Çünkü kendi varlığına ilişkin bilinçsel sorgulamalar yapması gerekir. Sokrates sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez derken, aslında insanın en temel özelliğine dikkat çekmektedir. Eğer ortada bilinç yok ise orada insan da yoktur. Seçme ve irade gösterme  sorumluğu insana bilinçsel sorgulatmalar yaşatır. İnsanın amaçlarından biri de sorgulamak, hak ile batılı ayırmak ve hak olanı tercih etmektir.
  • Maddi ve manevi unsurlara ulaşabilmesini sağlayan en temel özellik insanın bilme yetisidir. İnsan akli, nakli, fıtri yada sezgisel olarak öğrenebilme yetilerine sahiptir. Bu sayede bilgi birikimlerini kullanarak muhakeme ve tercih yetilerini de çalıştırabilir. Kendini, tabiatı ve yaratıcıyı tanımak ancak bir bilme yetisiyle, isimleri öğrenme yetisiyle mümkündür.
  • İnsan Ahsen-i takvim üzere yaratılmıştır. O halde insanda eylemlerinde en güzeli yansıtmalıdır. İnsan’ın güzellik kaygısı yaradılışından gelmektedir. Sanat’a, estetiğe, hünere ilişkin eğilimi insanın ahseni takvim hilkatının yansımalarıdır. O halde insan hüner sahibidir. Amaçlarından biri de güzeli(Allah’ı) aramaktır.
  • İnsan davranışlarında özgürdür. Seçimleri sayesinde maddi olana da, manevi olana da yönelebilir. Maddeye, dünyaya eğilim insanı dünyadakilerden aşağı kılar. Maneviyata eğilim ise insanı en şerefli varlık kılar. Eğer insan seçimlerinin kendisini yüceltmesini istiyorsa en üstün varlığa(Allah’a) eğilim göstermelidir.
  • İnsanın bu özelliklerini raslantısal olarak elde etmiş değildir. Üstün bir akıl sahibi tarafından bütün mahlûkat ile birlikte uyum içerisinde yaratılmıştır. İnsanın her bir özelliği seçilerek yaratılmıştır. İnsan seçilmiş kişidir ve dünyaya önemli bir görev için gönderilmiştir. Nitelikleri eğer yapısında olmaz ise hayvanlardan bir farkı kalmazdı. İnsanın yapısı, üstün bir amaca tabi olduğunu göstermektedir.
  • Allah Kuran’da yeryüzünde olan ne varsa insan için yarattığını dile getirmektedir. Yeryüzü insan daha gelmeden hazırlanmıştır. Yeryüzü insanın maddi ve manevi unsurlarının terbiyesi için hazırlanmış bir mekteptir. Bu mektebin sonunda çetin bir sınav vardır. Sınavda neler sorulacağı ve çalışma metodları insana tafsilatlı ve merhametli bir biçimde anlatılmıştır.
  • İnsanı üstün kılan en önemli özellik bu dünyalık hiçbirşeyin insanı tatmin etmediğidir. İnsan bu dünyadakiler ile yaradılışını doyuramaz, eksiklerini gideremez. İnsanın bünyesinde bulunan kalp yalnızca “Allah”ı anmak ile tezkin olur. Başka bir seçeneği yoktur. Materyalist dünya görüşü insanı hiçbir zaman tatmin edemez. İnsana bu dünyada sunabileceği hiçbir madde, hiçbir haz insanın manevi sozsuzluk arayışını tatmin edemez.

 

Kısaca, Kuran’da varoluş amacımızı bildirilmektedir. İnsan, Allah’ın yeryüzüne gönderdiği temsilcisidir/halifesidir.  Allah’a/ güzele/ üstün ahlaka doğru seyreylemesi gerekir. Bu seyri gerçekleştirebilmesinin yolu bilme/bilinç/sorgulama, tercih etme ve yönelme ile mümkündür. İnsanın bilmesi için akıl, vahiy, peygamberler gibi rızıklar verilmiştir. İnsan kul olmak istediği varlığı özgürce seçebilir. İnsanın hürlüğü yalnızca kul/köle/tabi olmak istediği şeyi seçerken mümkündür. Eğer insan Allah’a kul olmayı irade etmez ise nefsinin yada dünyalık olanların kulu olmuş olur. Nefsi arzular, yeme, üreme, yaşama, gibi dünyalık içgüdüler insanın maddi yönünü temsil eden ve maddi dünyada yaşamını devam ettirmesini sağlayan yaradılıştır. Lakin insan diğer canlılardan farklı olarak uhrevi bir misyona sahiptir. İnsanı bu kemal yolcuğundan uzaklaştıran her şey dünya sevgisidir.

Ahiret kelimesi son/sonrası gibi anlamlara gelir. Ölüm sonrasını ifade eder. Son durağı temsil eder. İnsanın amacına ilişkin önemli bir tanılamadır. Amaç bilinci insan hayatında en önemli faktörlerindendir. Rotası olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemeyeceği gibi nereye gittiğini bilmeyen bir gemi için hangi yöne gittiğinin hiçbir önemi kalmaz.

Allah’tan geldik ve yine O’na dönücüleriz.

  1. Tin Suresi 4. ayet’te geçmektedir.
  2. Secde Suresi 9. ayette geçmektedir.
  3. Bu ifade Ali Şeriati’nin İnsanın dört zindanı kitabında geçmektedir.
  4. Müslim; Kütüb-i Sitte / Ahlak
  5. İnsanın Dört Zindanı – Ali Şeriati / s. 19-20
  6. Bakara Suresi 31. ayette geçmektedir.
  7. Esfeli Safilin/ Aşağıların aşağısı/ Hayvandan aşağı/ Tin Suresi 5. ayet
  8. Taha Suresi 122. ayette geçmektedir.
  9. Bakara Suresi 29. ayette geçmektedir
  10. Rad Suresi 28. ayette geçmektedir.
  11. Ahmed, II, 381; Malik, 1. II, 904.

Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir