MAZLUM BİR COĞRAFYANIN YİĞİT DELİKANLISI; SELAMİ YURDAN

Paylaş

1992 yılında Bosnalı Müslümanlara karşı Sırplar tarafından acımasızca bir zulüm işleniyordu. Dünyanın dört bir yanından bu zulme sessiz kalmayan ve Bosnalı Müslüman kardeşleri için cihad etmek isteyen İslam’ın yiğit neferleri, vahşi Sırplara karşı Bosna’ya akın ediyorlardı. Aliya İzzetbegoviç önderliğinde devam edegelen bu direnişe Türkiye’deki Müslüman yiğitlerden Selami Yurdan da iştirak etti. Masum çocukların, kadınların, yaşlıların ve gençlerin katledilmesine içi el vermeyen Selami Yurdan, kısıtlı imkânlarına rağmen arkadaşlarıyla beraber Bosna kıyamına destek vermeye gitmişti.

1966 yılında Ağrı’da dünyaya gelen Selami Yurdan, ailesiyle beraber Bitlis’e daha sonra da İstanbul’a yerleşmişti. Küçük yaşta çalışmaya başlayan bilahare Türkiye’de İslami faaliyetlerde istekli olan Selami Yurdan, dünyadaki Müslümanların dertleriyle dertleniyordu. Ümmet ve vahdet bilincine sahip birisiydi. Dünya üzerindeki mazlumiyeti gidermek için kapitalist, liberal ve seküler bir toplumdan ziyade İslam davasını hâkim kılmak için çabalıyordu. 

Türkiye’de muhtelif birçok İslami çalışmaya da katılmıştı. İslam dininin yok olmayacağı, hep var kalacağı şiarıyla hayatını devam ettirmişti. Bu düşüncesinden dolayı Sırpların onca zulmüne rağmen Bosnalı Müslüman kardeşlerinin mutlaka galip geleceğini düşünüyordu. 

Yanına birkaç arkadaşını da alarak vahşice Bosna halkını katleden Sırplara karşı cihad etmek için Bosna’ya doğru harekete geçti. Bosnalı Müslüman kardeşlerinin haksız yere öldürülmelerine göz yummamışlardı. Ümmet ve vahdet şuuruyla harekete geçen Selami Yurdan ve arkadaşları on altı gün sürecek uzun bir yolculuktan sonra Bosna’ya vardılar. İslam davasının zırhını kuşanarak Bosna’ya giden Selami Yurdan ve arkadaşları burada “Müslüman Kuvvetler”e katıldılar. 

O Bosna’da sadece Sırplara karşı savaşmaya gitmemişti. Aynı zamanda emperyalistlere, müstekbirlere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı cihad etmeye gitmişti. Diğer bütün şehitler gibi ölümden korkmayan “ölümü öldürebilen” kişilerden biri olmayı başarabilmişti. İslam davasını şiar edindiği günden beri şehadeti arzuluyordu. 

Bosna’ya ayak bastıklarında bir gün silah talimi yapmış ve arkadaşları ile birlikte Sırplara karşı fiili savaşa girmeye hazırlanmışlardı. Bosna’da karşılaştığı bir Türk arkadaşından Visoko’da büyük bir operasyon yapılacağını duyan Ağrı’nın yiğit delikanlısı, bu büyük operasyona: “Orada cihad var” diyerek Visoko’ya gitmek istediğini arkadaşlarına söyledi. Fakat Selami Yurdan’ın yol ve dava arkadaşları çatışmanın şiddetinin daha az olduğu Türbe Cephesi’ne gitmeyi planlıyorlardı. Bosna’da direnişe katılan Araplara haber yollayan arkadaşları onların çağrısı üzerine cepheye doğru hareket ettiler. Selami Yurdan’a sessizlik hâkim olmuştu.

Bosna’da Selami Yurdan ile beraber olan arkadaşı onun yolculuk sırasındaki ruh halini ve davranışlarını şu şekilde dile getiriyordu: “Selami Yurdan’ın halet-i ruhiyesinde büyük bir değişme vardı. Yolculuk boyunca doğru dürüst konuşmamıştı.”

Şehadeti düşünen ve arzulayan İslam mücahidinin isteği Allah’ın izniyle çok yakında gerçekleşecekti. Belki suskun bir halet-i ruhiye içinde olması şehit olacağını hissettiğindendir. Belki bütün benliği ile arzu ettiği Rabbine kavuşma isteğindendir. Belki de mazlumların çığlıkları bu sessiz ruh haline bürünmesinde etkin bir rol oynamıştı. Allah u âlem…

Hain Bir Sırp Kurşunu Vurdu Beni!

Selami Yurdan ve arkadaşları Bosnalılar ile birlikte yaklaşık 55 kişilik bir grup halinde Sırp askerlerine operasyon düzenlemek için harekete geçtiler. İljas denilen bir Sırp kasabasına harekât düzenlerken Sırp askerleri ile çatışmaya başladılar. Şehidin Türkiye’de olduğu gibi Bosna’ya gelirken ve Sırplarla çatışırken sürekli beraber olduğu Ufuk isminde bir dava arkadaşı vardı. Beraber zorba Sırp askerlerine karşı omuz omuza mücadele verdiler. Ağır silahlara sahip olan Sırp askerleri aralıksız Bosnalı mücahitlere ateş etmekteydi. Şehit olmak için gittiği Bosna’da çatışma sırasında da bu dileğini dillendiriyordu: “Arkadaş! Biz buraya şehit olmaya geldik.” diye naralar atıyordu. Bu nara, mustazafın yanında olma düşüncesinin, zulme dik duruş eyleminin, batıla karşı mücadelenin ve hakkın yanında durma sevdasının dile getirilmiş bir tezahürüydü adeta. Bu haykırıştan ve tekbirlerden sonra “bir hain Sırp kuşunu” isabet etmişti Selami Yurdan’a. Karnına yediği tek kurşunla vuruldu ve tekbirler getirerek kendinden önceki tüm şehitler gibi şehadet şerbetini içti. Şehit olduğunda tarihler 22 Ağustos 1992’yi gösteriyordu. 1 Mart 1992’de başlayan ve Dayton anlaşmasıyla birlikte 14 Aralık 1995’te biten Bosna savaşının Türkiye’den katılan ilk şehidi olmuştu. Bu kutlu ve mübarek mertebeye Rabbinin inayetiyle kavuşmuş oldu.

Bajram Dode Şehidim!

Selami Yurdan, zalim Sırplara karşı mazlum Bosna halkını korumak için İstanbul’dan Bosna Hersek’e gidip orada şehit olmuştu. Bosnalı bazı çocuklar onun şehit olduğunu görünce “Bajram dode” diye seslenmişlerdi. Bajram dode ise Boşnak dilinde “Bayram gelir” anlamında kullanılırdı. Bosnalı çocukların Şehit Selami Yurdan’a bu şekilde seslenmelerinin sebebi ise bu dünyaya gözünü yummadan önce Yunus Emre’nin “Bayram gelir” ilahisini söyletmesinden ötürüydü. İlahi söylemeyi çok seven Selami Yurdan şehit olmadan önce ilahi söylettiği Bosnalı Müslüman çocukların kalbinde taht kurmakla kalmamış onların sevgisini de kazanmıştır. Bosna’ya cihada gitmesi ve Bosna’nın çocuklarıyla az da olsa bu şekilde vakit geçirmesi bizim için birçok şeyi ortaya koymuştur. Örneğin; ulus devletin dar sınırlarının üstünde bir düşünceye sahip olmamız gerektiğini hayatı ve ölümüyle göstermiştir. Türkiye’deki Müslüman çocuklar nasıl bizim çocuklarımız ise Bosna’daki çocukların da bizim çocuklarımız olduğunu, özelde Bosna genelde ise tüm dünyadaki Müslümanların kardeş olduğunu bizzat Bosnalı kardeşleri için hayatını ortaya koyarak gözler önüne sermiştir. 

Bosnalı çocukların onun şehid oluşunu gördüklerinde “Bayram gelir” diye anmaları gerçekliğini bulmuştur. Çünkü bu mazlum taraftarı olan İslam mücahidi için bayram gelmiş ve 22 Ağustos 1992 tarihi onun için bayram günü olmuştur. Artık Selami Yurdan diye değil Şehid Selami diye anılacaktır.  Şehid Selami Yurdan, hayatta en çok istediği şeyi, şehadeti tatmıştır.

Benimle Birlikte Olmaya Var Mısın?

O Bosna direnişini duyduğunda en önde gidenlerden birisi olarak rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in “İslam korkakların değil cesur ve atılgan Müslümanların omuzlarında yükselecektir.”  sözünün tecessümü haline geldiğini davranış ve tavırlarıyla göstermişti. Şehid Selami Yurdan, Bosna direnişine destek vermek için en önde giderek atılgan olduğunu göstermekle birlikte ölümden korkmayarak savaş sırasında çatışmanın en şiddetli ve yoğun olan bölgesine gitmek istemesiyle de cesur olduğunu bizlere göstermiştir.

Onunla beraber Bosna’ya gelen ve oradaki direnişe katılan dava arkadaşları arasında sadece ona şehid olmak nasip olmuştu.

Vasiyeti üzerine Saray Bosna’nın 90 km batısında yer alan Travnik şehrinde bulunan Hacı Ali Baba mezarlığına gömülmüştür. 28 Ağustos Cuma günü ise İstanbul Beyazıt Meydanı’nda gıyabi cenaze namazı kılınmıştır. Bir zamanlar mazlumların hakkını savunmak için protestolara katıldığı bu meydanda, binlerce kişi gıyabi cenaze namazına katılıp Şehit Selami Yurdan’a karşı son görevlerini yerine getirmişlerdir. 

Babası cenaze namazından sonra: “Selami’nin düğününe hoş geldiniz!” diyerek oğlunun İslam için şehid olmasını göğsünü gererek ifade etmiştir.

Ey sen! Gecelerini uykusuz sabah

Gündüzlerini gecesiz gün 

Halk içinde Hak için, sabahsız uykuya yatmaya 

Benimle birlikte olmaya var mısın?


Paylaş

“MAZLUM BİR COĞRAFYANIN YİĞİT DELİKANLISI; SELAMİ YURDAN” için bir cevap

  1. ali al dedi ki:

    Allah razı olsun. kaleminize sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir