MADAARİ

Paylaş

Madaari, Nishikant Kamat’ın yönetmenliğini yaptığı, başrollerini Irrfan Khanve (Nirmal) ve Vishesh Bansal’ın (Rohan) paylaştığı 2016 suç ve drama filmidir. 

Nirmal, bilgisayar işiyle geçimini sağlayan kendi halinde yaşayan bir baba. Filmde de Nirmal’in şehrinde trajik bir olayın yaşanması ve bu olayda oğlunu kaybetmesiyle başlayan bir hikâye anlatılıyor. Oğlunun ölümünden sorumlu olanları bulmak ve adalete teslim etmek isteyen Nirmal, tehlikeli bir yola başvurarak İçişleri bakanının oğlunu kaçırır ve böylece olaylar başlamış olur.

Film Nirmal’ın yaşadığı şehirdeki köprünün çökmesiyle başlar. Yaşanan bu trajedi ve daha önceden olan olaylar ile birlikte halkın içinde bulunduğu durumu gözler önüne seriyor. Yolsuzluk, rüşvetle ve adaletsizlikle birlikte ülkede yaşayan halkın sefalet ve zor koşullar altında nasıl yaşadığını anlatmakta.

Nirmal, bakanın oğlunu kaçırdıktan sonra polis ve bakanla yaptığı ilk telefon görüşmesinde “Benim oğlum da kayıp. Birileri açgözlü koca ağzını açtı ve oğlumu kaybettim.” der. Oğlunun ölümünden kimlerin sorumlu olduğunu bulmalarını ister. Oğlunu kaybeden bir babanın neler yapabileceğini kestirmek ve anlamak çok zordur. Çünkü canından can gitmiştir. Nirmal de kendi çocuğunun ölümünden sorumlu olanları bulmak için bakanın çocuğunu kaçırarak yetkililerin empati kurmasını istiyor. 

Filmin başka bir bölümünde, köprünün yıkılışı olayında şöyle bir diyalog geçiyor: 

“Bay Mishra, köprü şiddetli yağışlar nedeniyle çöktü. Bunu doğal afet olarak mı nitelendirelim yoksa yolsuzluk mu?

-Bay Sinha, köprü kaç yıllık?

-Yirmi beş.

-O zaman kesinlikle köprüyü muhteşem bir ruh inşa etmiştir.

-Doğal afet olarak nitelendir.”

Hükümetteki görevli ve hükümetle ilişkili olan insanların yaşanan olaylara yaklaşımı ve bakış açısını iyi özetlemiş. İktidar ve iktidar çevresindeki insanların, kötü durumlar ve olaylar karşısında nasıl savunma yaptıklarını, olaylardan sıyrılmaya ve kurtulmaya çalıştıklarını gözler önüne seriyor. Filmin bu kısmında yönetmen, “Ülkede yaşanan olaylar ve durumlar karşısında halkın duyguları mı ya da fikirleri mi, yoksa iktidar ve iktidar çevresinin görüşleri mi önemli?” sorusunu güzel bir dille filme yansıtmış. Sadece hükümetteki insanlara has olan bir durum değil bu; insanoğlunun olaylara karşı olan tutumu, davranışları ve tepkileri çoğu zaman kişisel ve benmerkezci bir durum olmakta.

“Geçinmekle meşguldüm, onların bana verdiği rüyaya inandım. Televizyonda ne gösterirlerse, gazetelerde ne yazarsa inanırdım.”

İnsanoğlu geçim derdiyle uğraşırken dünyadan, devletten, hükümetten, siyasetten, toplumdan ne kadar uzaklaştıklarının farkına varamıyorlar. Sadece geçim sıkıntısını gidermeye çalışan insanlar için dünya kendi etraflarında döner. Ne zaman ki kendi şahıslarına veya ailesine bir zarar geldiğinde kendi kabuklarından çıkıp gerçek dünyayla yüz yüze gelirler, dünyanın sadece insanın geçimini sağlamak ve kendilerinden ibaret olmadığının farkına varırlar. 

Yaşadığımız dünyada şu bir gerçek ki bizler sadece başkalarının çizdiği, yazdığı ve yönettiği bir senaryodaki rolleri oynuyoruz ve onlara göre hareket ediyoruz, onlar ne derse onu yapıyoruz, onların bize gösterdiği yolu izliyoruz. Neye inan derlerse ona inanıyoruz; televizyon, gazeteler, ne yazarsa… Medyada ne gösteriliyorsa ona inanan bir toplum haline gelmeye başladık. Oysaki günümüzde medyanın nasıl olduğunu ve kimlerin medyayı hangi amaç için kullandığını unuttuk. Sanal gerçeklik, gerçekliğin önüne geçmekte, hatta var olan gerçekliğin yerini almakta. Bunun bir an önce farkına varmamız ve bunun için önlem almamız, günümüzün gücü olan medyaya ve sanallığa her zaman eleştirel bir bakış açısıyla bakmamız gerekir. Günümüz medyası fasık haber niteliği taşımaktadır. Bugün için gösterdiği, yayınladığı her haberin yarın bambaşka bir habere dönüşme ihtimali vardır. Bunun için iyice araştırıp sorgulamadan inanmak ya da kabul etmek doğru değildir. Şu unutulmamalıdır: Medya=güç=para

-Gerçek

-Gerçek şok edici

-Gerçek seni korkutabilir

-Hükümetin yozlaşmış olduğu doğru değil, 

-Gerçek şu ki hükümet yolsuzlukla varlığını sürdürüyor. 

Gerçek olan şey bize ve hükumetteki insanlara göre değişiyor mu yoksa gerçek dediğimiz kişiden kişiye değişebilen bir algı mı? Gerçek tek bir şey değil mi? Filmdeki gerçeklik, yetkililer ve halk arasında farklılığı gösteriyor. Aslında halkın bildiği gerçeğin gerçek olmadığını, sadece gerçeğin görünen ve gösterilen kısmı olduğu söylenmekte ve gerçeğin ne olduğu anlatılmaya çalışılmaktadır. İnsanın aklında, “halk tarafından gerçeğin neden sadece görünen kısmının bilindiği” bir soru olarak kalmakta veya “öyle bilinmesinin istenmesinin nedeninin ne olduğu” filmde anlaşılır bir dille açıklanmaya ve anlatılmaya çalışılmış.

Madaari, Hint sinemasının farklı bir bakış açısıyla yazılan ve yönetilen bir filmi olmuş. Bildiğimiz Hint sinema kültüründen uçtulu kaçtılı ve aşırı dans sahnelerinin olmadığı bir film. Her ne kadar bazı sahneler gerçekçi olmasa da izlenebilir içerikte bir film.

Mesut Arslan kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir