KAYHAN KALHOR;NAMI YEDİ DÜVELE YAYILMIŞ BİR VİRTÜÖZ

Paylaş

Kayhan Kalhor; İran halk müziğinin yaşayan en önemli temsilcilerinden olup kemança ustasıdır. Kayhan Kalhor’u İran/Kürt sanatçıları arasında öne çıkaran, değerli kılan şeylerden biri İran müziğini yorumlayış tarzıdır. Bir diğeri ise Doğu kültüründe var olan kemança, erhu, ıklığ, kabak kemane, rebab, İstanbul kemençesi (klasik kemençe), Karadeniz kemençesi gibi ses ve enstrüman ailesi açısından benzerliği bulunan bu yaylı çalıgılar arasından kemançayı virtüöz derecesinde ustalıkla çalması ve bu ustalığının, namının tabiri caizse yedi düvele yayılmış olmasıdır.

Kayhan Kalhor’un yaşamı ve müzik anlayışı hakkında Türkçe kaynak bulmakta oldukça zorlanabilir insan. Namı yedi düvele yayılmış bir adam olan Kalhor, Erdal Erzincan ile yaptığı müzik çalışmaları ve aldığı Grammy Müzik Ödülü haricinde Türkiye’de çokta tanınmamaktadır. Kalhor’un hayatı hakkında zaten fazla bilgi bulamazken müzik anlayışı üzerine ise Erdal Erzincan, Derya Türkan, Serhan Yedig gibi müzik üstadları ve gazeteciler aracılığıyla hayatı hakkında malumatımız nispetinde bilgiye ulaşabilmekteyiz.

Kayhan Kalhor, 1963 yılında Tahran’da dünyaya gelmiştir. Bu temel bilginin ardından, 7 yaşına geldiğinde hakkında bilgi malumatımızın bulunmadığı Ahmed Mohajer Efendi diye bir zat-ı muhteremden temel müzik eğitimi almıştır. Ahmed Mohajer Efendi büyük bir olasılıkla bizim konservatuarlarlarımızda bulunan saz üstadları gibi bir adamdır. Çünkü Kalhor, Mohajer Efendi’nin eğitiminin ardından daha 13 yaşında iken İran Ulusal Radyo & Televizyonu korosunda “Dahi Kemançacı” sıfatıyla çalmaya başlamıştır. 17 yaşına kadar koroda baş kemançacı olarak çalmaya devam etmiştir. 17 yaşına geldiğinde ise 1980’li yılların en gözde kültür merkezlerinden birinin bünyesinde kurulan Sheyda Ensemble grubunda çalmaya başlamıştır. Bu aşamada ülkesinin önde gelen üstadlarından redifler(geleneksel İran müziği repertuarı) almayı da ihmal etmemiştir. Geleneksel müzikte derinleşirken aynı zamanda İran Kürdistanı ve Horasan bölgesi başta olmak üzere ülkesinin farklı yörelerini gezerek bu yörelerin müziğini ve tavrını özümsemeye çalışmıştır. Sanatçı geleneksel ve temel birikimini sağlamlaştırmasının ardından Roma’ya giderek Klasik Batı Müziği eğitimi almıştır. Kayhan Kalhor bu müzik eğitiminin ardından artık ürün verme çalışmalarına başlamıştır. Öncelikle Muhammed Rıza Shajarian (Muhammed Rıza Şeceryan) ve Shahram Nazeri (Şehram Nazıri) gibi ülkesinin önemli müzisyenlerinin besteciliğini (kompozitörlük) yapmıştır. Besteciliğin yanı sıra Faramarz Payvar ve Hüseyin Alizade gibi besteci/müzisyen üstadlarla sahne almaya başlamıştır. Kayhan Kalhor’un 1990’lı yıllar itibari ile parlamaya başladığı, insanların Kalhor’un farkına varmaya başladığı söylenebilir. Tabii bu Kalhor’un çalışmaları ve gayreti sonucu ile ortaya çıkan bir durumdur. 1991 yılında Kayhan Kalhor öncülük yaparak Dastan Ensemble isimli klasik Fars müziklerini icra eden bir müzik grubu kurmuştur. 1997 yılında ise ülkesinin sınırlarını aşıp Hindistanlı müzisyen/ bestekâr Shujaat Khan ile Ghazal Ensemble isimli bir diğer müzik grubunu kurmuştur. 1998 yılında ise daha önce çalışma imkânı bulduğu Muhammed Rıza Shajarian ile “Night Silence, Desert” isimli bir albüm çıkarmıştır. Kayhan Kalhor’un bu çalışmalarında öne çıkan şey ülkesinin Batı (İran Kürdistanı) ve Doğu (Horasan) müziklerini birleştirip geleneksel İran müziğini geçmişi ve günceli ile aynı potada eritmeye çalışmasıdır. Kalhor, dünyaca ünlü orkestralarla beraber sahne almanın yanı sıra solo resital için ABD’ye de davet edilmiştir. Bunun yanı sıra Yo Yo Ma ile birlikte kurduğu “Silk Road Ensemble” isimli grupta çalışmalarına halen devam etmektedir. Bu dünyaca ünlü kemança ustası Türkiye’ de çok tanınmasa da Anadolu coğrafyasından da albüm, grup ve resitallerde buluştuğu isimler yok değil. Öncelikle 2006 yılında Erdal Erzincan ile “The Wind” albümüne imza atmıştır. Albümün ardından Erzincan ile konserlere çıkmaya devam etmektedir. Erdal Erzincan’dan sonra Erzincan’ın vesilesiyle tanıştığı klasik kemençe üstadı Derya Türkan ve Türkan’ın aracılığı ile tanıştığı Sokratis Sinopoulos (klasik kemençe) ve santurcu Ali Bahrami Fard ekibiyle “Gülistan” isimli müzikleriyle İran’dan Yunanistan’a uzanan bir serüveni andıran çalışma yapmışlardır. En son olarak da Aynur Doğan’ın “Hawniyaz”(Havadaki Dilek) isimli yeni albümünde taksimleriyle albüme katkılarını sunmuştur.

Kayhan Kalhor’un müzik tarzı açısından farklı bir tarzı bulunmaktadır ve bu tarz herkes açısından zevkle dinlenemeyebilir. Kalhor’un müziklerinde öncelikle kemançanın ses ve tınılarından ve Kalhor’un iç dünyasından kaynaklanıyor olsa gerek bir hüzün vardır. Ancak bu hüzün içinde umudu da barındırır. Bunun yanı sıra İran geleneksel müziğinin/rediflerin önemli bir özelliği olan doğaçlama, Kalhor’un konserlerinde, albümlerinde önemli bir yere sahiptir. Ki Aynur Doğan’ın Hawniyaz albümü tamamen doğaçlama anlık kayıt ile yapılmış bir albümdür. Kalhor’un müziğinin bir diğer özelliği her dilden, her ulustan ve her kültürden beslenmiş bu üstadın müziklerinde bu kültürlerden ortaya çıkan ortak kültürü ve iç içeliğini bizlere aktarmasıdır. Müziğindeki bu özellik onun Serhan Yedig ile hasbihal ederken dillendirdiği “Dünyada saf kültür yoktur. Her kültür diğerinden etkilenir, İran, Türk, Çin kültürü tek başına anlam taşımaz. Hepsi bir araya geldiğinde anlam kazanıyor. ‘Edebiyatı severim ama Fransız edebiyatıyla hiç ilgilenmem’ diyemezsiniz. 21’inci yüzyılda, iç içe geçen bir dünyada kişiliklerimiz tüm bu kültürlerin bir parçası. Diğer kültürleri öğrendikçe, onların da parçası oldukça dünyamız zenginleşiyor.” söyleminin bir yansıması gibidir. Ki böyle derinlikli bir müzik anlayışına sahip olan bir adamın parçaları da aynı müzik anlayışı gibi derin ve bir o kadar da sakindir. Müziğinde bulunan bu derinlik ve sakinlik bir de taksim/doğaçlama ile buluşunca sadece sakin, sessiz parçalar ortaya çıkacak diye bir kaide yok tabiî ki de. Kalhor bir konserinde hiç perküsyon/ritim bulundurmadan, alabildiğine dingin bir müzik icra ederken, Silk Road ile o dinginliğin yerini daha canlı müziklere bırakabilmektedir. Kalhor bize o kadar geniş bir repertuar sunmaktadır ki bize sadece tercih yapmak düşmektedir.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir