İzzet Dolu Bir Hayat: Ahmed El-Ca’beri

Paylaş

İslami mücadelenin merkez üssü Kudüs ve ilk kıblemiz Mescid-i Aksanın koruyucularından Ümmetin onuru Hamas (Harakat al-Muqawama al-İslamiya)hareketinin kuruluşu, Birinci İntifadayla birlikte İhvan-ı Müslimin’in Filistin kanadı olarak 1987 yılında ilan edildi ancak Filistin’de farklı isimler altındaki mevcudiyeti 1948 -İşgalci İsrail’in devlet olarak ilan edilmesi-  öncesi döneme kadar uzanmaktadır. Şeyh İzzeddin el-Kassam’ı öncü bir şahsiyet kabul eden direniş erleri tarafından Hamas’ın askeri kanadına İzzeddin Kassam Tugayları ismi verilmiştir. Kassam Tugaylarının kurucusu ve taktik mühendisi olarak bilinen, “Hayalet” lakabıyla tanınan Muhammed Dayf, Ahmed el-Ca’beri ile birlikte Siyonist İsrail’e karşı direniş mevziilerinin en önemlilerinden olan bu askeri hareketin kurucularındandır.

1960 yılında dünyaya gelen Ahmed Said el-Ca’beri Gazze İslâm Üniversitesi Tarih bölümü mezunu evli ve 11 çocuk babasıydı. Hususen Filistin’in kurtuluşunu şiar edinen İslami direniş faaliyetlerine Fetih hareketi saflarında başladı. 1982’de Fetih Hareketi’nin işgal rejimine yönelik birtakım eylemlerinden sorumlu tutularak hapse atıldı. 13 yıl boyunca Abdulaziz Rantisi, Nizar Reyyan, İsmail Ebu Şenab, İbrahim Makadime ve Salah Şehade gibi Filistin direnişinin öncü isimleriyle birlikte İşgalci rejim tarafından tutsak edildi. Hapiste bulunduğu yıllarda Fetih Hareketinden ayrılıp Hamas’ın safına katıldı. 1995’te hapisten çıktıktan sonra Hamas’ın esirlerle ilgili faaliyetlerinin yürüttüğü komitede yöneticilik yaptı. 1997’de Hamas’ın özerk yönetim tarafından mağdur edilen direnişçilerin haklarını izleme amacıyla kurduğu İslâmî Kurtuluş Partisi’ne katıldı. Ahmed el-Ca’beri’nin ismi daha önce Gilad Şalit takasında duyulmuş, İsrail askerinin kaçırılmasını planlayan kişinin de kendisi olduğu bilinmektedir. Gazze gibi küçük bir yerde 5 yıl boyunca esir tutmayı başardığı İsrail askeri Şalit’i takas anlaşması sonrasında bizzat kendi ilgili yetkililere teslim etmiş ve bin Filistinli tutsağın özgürlüğüne kavuşmasında önemli bir görev üstlenmiştir.

Kassam Tugayları Genel Komutan Yardımcısı Şehid Ca’beri, Muhammed Dayf’tan sonra Kassam’ın iki numaralı adamı olarak bilinmekteydi. Direniş sahasında fiili olarak yer alan en üst düzeydeki komutan olması sebebiyle de Filistin İslâmî direnişinin genelkurmay başkanı olarak tanımlanmaktaydı. Büyük bir askeri zekâya sahip olan el-Ca’beri İsrail’in “Sert Kaya” adlı savaş taktiğine karşı “Beyin Fırtınası” adlı taktiği geliştirmiştir.

Siyonist işgalcilerin 14 Kasım 2012 tarihinde Gazze’ye karşı başlattığı saldırılarda İsrail Hava Kuvvetleri tarafından aracı bombalanan Ahmed el-Ca’beri ve 15 Filistinlinin şehit edilmesi yalnızca Filistinlileri değil tüm İslam âlemini hüzne boğan bir hadise olmuştur. Ahmed el-Ca’beri 2004 ve 2006 yıllarında da suikast girişimlerine maruz kalmış, evinin avlusunda ona çok benzeyen kardeşi ve oğlu şehit edilmiştir. 4 gün önce Hac’dan dönen el-Ca’beri Hac için kendisini ziyaret edenleri karşılamış, oğlu Muhammed babası için “Babam sanki tanıdığı herkesle vedalaşıyordu.” demiştir.

Ahmed el-Ca’beri’nin şehadetinin ardından Filistin meşru Başbakanı İsmail Haniye“Ca’beri suikastı, Siyonist işgalcilerin, Filistin halkının liderlerine karşı düzenlediği suikastlar zincirinin bir halkasıdır. Ca’beri ve bir dizi komutanın şahadeti Filistin davasına direniş gücü verdi, 2008’de Furkan Savaşı’nda olduğu üzere Filistin halkı sebat edecek ve direniş kazanacak.” ifadelerini kullandı.

Aralarında Ruhi Müştehi, Muşir El-Mısri, Sami Ebu Zuhri ve bazı Hamas liderlerinin katıldığı cenazede Şehit el-Ca’beri binlerce Gazzeli’nin omuzlarında Hakk’a uğurlandı. Güvenlik sebebiyle Şehit Ahmed el-Ca’beri, doğu bölgesinde bulunan Şehitler Mezarlığı yerine Gazze’nin kuzeyinde Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi gibi birçok Hamas liderinin bulunduğu Şeyh Rıdvan Mezarlığı’na defnedildi. Filistin İslami Cihad Hareketinin Şehid el-Ca’beri’nin ailesini ziyaret edip taziyede bulunması İslami direnişte dayanışma ve vahdetin önemini bir kez daha hatırlatmıştır.

Ahmed el-Ca’beri her zaman bir şahid olarak yaşamış, kendisini Kudüs’ün özgürlüğü için mücadeleye adamış kendisine bahşedilen hayatın zekâtını şehadetiyle ödemiştir. Şehid’in çocukları babalarını şöyle anlatmıştır: ”Babam arandığı için evimize çok sık gelemiyordu. Ama her zaman ondan haber alıyorduk. Uygun gördüğünde gelirdi ama çok kalamazdı. Sürekli yer değiştirmek zorundaydı.  Vurulduktan sonra hemen haber geldi ve evimizin ortasına bir ateş düştü. Bize her zaman adaletli olmayı, namaz kılmayı öğütlerdi. Kardeşlerimin hepsini namaz kılarken ve Kur’an okurken, öğrenirken görmek istiyordu. Babam, kardeşlerimin Kur’an surelerini ezberlediklerini görünce çok sevinirdi.”

Siyonist gazetelerden Haaretz, Ahmed el-Ca’beri’ye düzenlenen suikastın stratejik bir hata olduğunu belirtmiştir. Ahmed el-Ca’beri’nin şehit edilmesinin ardından İzzeddin el-Kassam Tugayları tüm birimlerini alarma geçirmiş, Kassam Tugayları, “Ahmed el-Ca’beri’nin şehadetiyle Siyonist rejim cehennemin kapılarını aralamıştır. İlk tepki olarak askeri üslere 100 füze fırlattık” şeklinde bir açıklama yapmıştır. İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı Kudüs Seriyyeleri’nin Fecr 5 adını verdikleri Gazze’de üretilen füzeler 15 Kasım 2012 tarihinde Tel Aviv’e kadar ulaşmış, Mücahitler onlarca Siyonist’in öldüğünü ve yaralandığını belirtmiştir. İsrail İç Güvenlik Bakanı Avi Dichter, Tel Aviv’in Gazze’den fırlatılan Fecr 5 füzelerinin hedefi olmasından sonra yaptığı açıklamasında İsrail’in tarihindeki en zor geceyi geçirdiğini ifade etmiştir. Sekiz gün süren bu savaşa Siccil Taşları ismi verilmiştir. Siyonist rejim Filistin direnişi karşısında ağır bir yenilgiye uğramış‘Demir kubbe’ adını verdikleri füze sistemleri Fecr 5’lerin karşısında başarısız olmuş ve direnişin tüm şartlarını onayladığı bir ateşkesi kabul etmek zorunda kalmıştır. Siccil taşları savaşı 2006’da Lübnan’ın İsrail’i uğrattığı büyük hezimeti akıllara getirmiştir. Siyonist rejim başbakanı Netenyahu ’32 saatte Gazze’yi alırız’ açıklamasının ardından Tel Aviv’e düşen füzeler savaş boyunca Netenyahu’nun sığınaktan çıkamamasına neden olmuştur. Savaşta 600 Siyonist’in yaralandığı, 40 Siyonist’in de öldürüldüğü açıklanmıştır. Kaçışan, korkudan ağlayan Siyonistlerin görüntüleri kendini yenilmez güç olarak tanımlayan İsrail’in imajını yerle bir etmiştir. Gazze’de zafer ilan edilmiş Filistinli Halk “Canımız Hamas Tel Aviv’i vur” sloganlarıyla sokaklarda kutlamalar yapmıştır.

Onlar sanıyorlar ki öncüleri öldürmekle İslami direnişi sekteye uğratacaklar oysa görünen şu ki Ahmed Said el-Ca’beri’nin şehadeti ümmetimize nice şahitler kazandırmış ve nice Siyonist işgalci, şehidimizin kanında boğulmuştur.

1996’da Siyonistlerin Lübnan’a düzenledikleri Gazap Üzümleri Operasyonunda Şimon Peres’in “Bizim güvencemiz Direnişin füze stoklarının bitmesidir.” şeklinde ifade ettiği Siyonist işgalcilerin bu beklentisi, aradan geçen onca yıla rağmen canlılığını korumaktadır. Fakat İslami direniş şimdi eskisinden çok daha güçlüdür ve çok yakında mutlak şer olan İsrail “Her Müslüman bir kova su dökse İsrail’i sel alır” şiarını benimseyen Müslümanlar tarafından yok edilecektir. Hiç şüphe yok ki ‘Zillet bizden uzaktır.

Sena Masume Demir kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir