“İyi Geceler İyi Şanslar”

Paylaş

 “Yazmaktan, konuşmaktan ve şu anda gözden düşmüş gayeleri savunmaktan korkan adamlardan olmayacağız.”
Edward R. Murrow

İyi Geceler İyi Şanslar 2005 yılında gösterime giren, yönetmenliğini George Clooney’in yaptığı 6 dalda Akademi Ödüllerine aday olmuş siyah-beyaz bir Amerikan filmi olarak izleyicisinin karşısına çıkmış. Film adını Edward Murrow’un her program sonundaki “İyi Geceler İyi Şanslar” repliğinden almış.

Oyuncu kadrosuna baktığımızda Amerikan film dünyasının önemli isimlerinden olan David Strathairn, Robert Downey Jr. , Jeff Daniels gibi oyuncuları görüyoruz. Gelelim filmimizin konusuna. Radyo ve televizyonculuğun daha yeni gelişmeye başladığı 1950’li yılların Amerikasında medya etiğine sahip, açık sözlü, televizyon ve haberciliğin önde gelen ismi Edward R. Murrow ile dönemin komünist avcılığı politikasını yürüten senatör Joseph McCarthy arasındaki çekişmeler konu edilir. Edward R. Murrow arkadaşı prodüktör Fred Friendly’yle birlikte “See It Now” programını sunmaktadır. Olaylar güvenlik tehlikesi oluşturduğu iddiasıyla yargılanmadan suçlu ilan edilen Teğmen Milo Rodulovich’in A.B.D. Hava Kuvvetlerinden kovulmasıyla başlar. Orduda kalabilmesi için Rodulovich’den babası ve kız kardeşini ihbar etmesi istenmişse de o bunu reddetmiştir. Ed.Murrow orduya karşı çıkmak, dönemin önde gelen senatörlerinin gözüne batmak, kariyerini ve programını tehlikeye sokmak pahasına Milo Rodulovich’in uğradığı haksızlığı haber programına konu edinir. Bunun üzerine McCarthy verdiği demeçlerle Murrow’a karşı karalama kampanyası başlatır. Ve Murrow’un da bir komünist olduğunu iddia eder. Böylelikle hem onun kariyerine darbe vururken hem de program sponsorlarının geri çekilmesi tehdidiyle finansal açıdan zor durumda kalmasına sebep olur. Tehditlere boyun eğmeyen Murrow ve ekip arkadaşları kenetlenerek McCarthy’e karşı bir savaş başlatırlar. Tabi ki bu savaşta medya dünyasının (az) bir kısmı haklı bir dava için çaba veren bir avuç insandan oluşan Murrow ve ekibini savunurken diğer kısmı da senatör ve hükümetin avukatlığını yapar. Joseph McCarthy’nin hareketlerini, politikalarını incelemeye alan Murrow ve ekibi onun yalanlarını bir bir ortaya çıkarır. McCarthy gözden düşer ve haksız yere kovulan Rodulovich ise orduya geri alınır. Murrow ve ekibinin medya etiğine bağlı kalarak, dönemin askeri, siyasi iktidarlarının yanı sıra finansa da hâkim olanlarından korkmadan ulaştığı bu zafer, programlarının daha geç ve önemsiz bir saate alınması bedeliyle elde edilir. Filmin, medya ve devlet ilişkilerine eğilerek, devlete dolayısıyla siyasi, askeri, ekonomik hangi alanda olursa olsun bu konumları tekelinde tutan şahıs veya şahıslara muhalefet edilince nelerin olabileceğini gözler önüne serdiğini görüyoruz. Günümüzde de medyanın savaştan, bir haber spikerinin savaş pilotlarından daha tehlikeli olduğu apaçık ortadadır. Algı operasyonları tarihin her döneminde kitleler üzerinde etkili bir silah olarak kullanılmıştır. Ve hiç şüphesiz bu silahın en etkili mermilerinden birisi medya ve basındır. Küresel emperyalist güçlerin güdümünde olan, onların dünyayı daha fazla sömürmeleri adına yaptıkları her işe çanak tutan, dilsiz şeytanlık eden ahlaktan yoksun bir medyanın mazlumu zalim, haklıyı haksız, hakkı batıl göstermesine günümüzde ve geçmişte birçok olayda şahit olduk. İşte tam da böyle bir dünyada bize lazım olan Ed.Murrow gibi doğru ve ilkeli yayın adına tüm çıkarlarını düşünmeden feda edebilecek medya ahlakına sahip yayıncılardır. Bir televizyon programının yayın hayatına devam edebilmesi onu talep eden bir kitlenin olmasına bağlıdır. Dolayısıyla izlediğimiz programlarla kime, hangi amaçları gerçekleştirmesi için neler kazandırıyoruz diye durup düşünmeliyiz. Zaman gözlerimizin gördüğünden de kulaklarımızın duyduğundan da şüphe etme zamanıdır. Hele ki taraflı emperyalist basın uşaklarına ve televizyon kanallarına karşı. Bu noktada Hucurat suresi 6. ayet tam bir çıkış noktası göstermektedir.” Ey iman edenler eğer bir münafık size bir haber getirirse onu etraflıca araştırın. Yoksa cehalet sonucu bir kavme kötülük de bulunursunuz da sonra işlediklerinize pişman olursunuz.” Ayette de dikkat çekildiği gibi bize düşen önümüze servis edilen ve düşünmeden tüketmemiz istenilen her habere karşı yönetimden uzak açık bir algıyla yaklaşmamızdır.

Filmde Murrow “Televizyon öğretebilir, aydınlatabilir ve ilham verebilir. Ancak sadece insanlar bu amaçlar etrafında onu kullanmayı seçtikleri takdirde yoksa ışık saçan kablolu bir kutu olur.” diyordu ama ne yazık ki ışık saçan kablolu bir kutu olmakla kalmadı…

Kübra Karakaya kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir