İnsanlığın Ön Cephesi: Avrasya

Paylaş

 

Tanıtımını yapacağımız kitap, kendilerini “Türk Devriminin Yayınevi” olarak niteleyen ve Türkiye’de Ulusalcı kesimin basın organlarından olan Kaynak Yayınları’ndan geçtiğimiz Mayıs ayında çıktı. 240 sayfalık bu kitap, Kaynak’ın genel yayın yönetmeni Erdem Ergen tarafından Aleksandr Dugin’in makalelerinin derlenmesiyle oluşturulmuş.

Rus dış politikasının bir numaralı stratejisti, siyaset bilimci ve jeopolitika uzmanı olan Aleksandr G. Dugin, SSCB’nin çöküşünden sonra Rusya’da daha da güçlenmeye başlayan ve Putin’in göreve gelmesiyle siyasette sağlam bir zemin bulan, Yeni Avrasyacı tezin en önemli isimlerinden birisidir. 1998-2004 yılları arasında Rus parlamentosu Duma’da başdanışmanlık yapmış olan Dugin, hayatını Avrasyacılığı anlatmak için makaleler yazarak, dünyanın dört bir yanında çeşitli platformlarda derdini anlatarak geçirmiş bir isim. 80’li yılların sonundan itibaren Rus siyasi tarihinde önemli bir rol oynamış, 2003 yılında kurduğu ve hayatının en büyük hatası olarak nitelendirdiği Avrasya Partisi’nin liderliğinden istifa ederek dünya çapında Avrasyacı hareketi örgütleme işine koyulmuştur. Dugin uzun zamandır Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in başdanışmanlığını yapıyor. Ayrıca uçak kriziyle arası bozulan Türk-Rus ilişkilerinin onarılmasında kritik bir rol oynayan Dugin, Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişimini bir gün önceden Türk makamlarına bildiren isim olarak bilinir.

Avrasyacılık doktrini, temelde iklim etkisi prensibine ve jeopolitiğe dayanan, gelenekçi ve modern unsurları birleştiren siyasi bir felsefedir. En geniş anlamda Avrasyacılık, çok kutuplu bir dünyanın karşılığı olarak 21. yüzyılın alternatif küreselleşmesini (tek kutuplu küreselleşmeye karşı çok kutuplu küreselleşmeyi) savunmaktadır. “Küreselleşme, Avrasyacılık tarafından olumsuz olarak değerlendirilen her şeyin özüdür.”(Dugin)

Dugin’e göre Avrasyacılık, ruhani bir akımdır. Hatta öyle bir zaman gelecek ki insan olmakla Avrasyacı olmak aynı manaya gelecek diyor kitapta J. Avrasyacılar kendilerine bütün insanlığın kurtuluşunun kalesi olmak gibi bir misyon yüklemiş ve Rusya’yı da bu misyonu evrenselleştirecek güç haline getirmeyi hedeflemişler. “Batı insanlığa karşıdır.”

Kitabın birinci bölümünde 20. yüzyıl Rus siyasi tarihiyle birlikte Avrasyacılığın kısa tarihçesi, temel görüşleri, Yeni Avrasyacılığın ortaya çıkışı ve gelişim seyri ve Avrasyacılığın bugünkü durumu anlatılıyor. Klasik Avrasyacılık, düşmanı olarak gördüğü Roma-Alman uygarlığına (“Avrupalılaşma kâbusu”) karşı savaşmaya çağırırken kendisini “ne doğu ne batı/hem doğu hem batı” mantığıyla “Avrupa-Asya” olarak adlandırır. Yeni tarihsel ve siyasi şartlara göre gelişen “Yeni Avrasyacılık” ise düşmanını Avrupa/Roma-Alman uygarlığı olarak değil “Atlantikçilik”, “Küreselleşme”, “Yeni Dünya Düzeni”, “Anglosakson Dünyası” olarak adlandırıyor. Dugin de bu yeni Avrasyacı anlayışın babasıdır. Ona göre Kıta Avrupası işbirliği yapılabilecek bir olgudur. İkinci bölümde Avrasyacılığın küreselleşme ve postmoderniteye olan bakış açısı özetlenmiş, yaklaşan üçüncü dünya savaşının ilkeleri ve stratejileri anlatılmış. Kitabın üçüncü ve dördüncü kısmı Dugin’in Ankara-Moskova ilişkilerinin önemi, 15 Temmuz darbe girişimi, Arap Baharı ve Trump’ın başkanlığı gibi güncel meselelerle ilgili makalelerinden oluşuyor.

Huntington ve Fukuyama’nın tezlerinin önemini yitirdiğini, ABD’nin zaferini ilan ettiği 90’lardan beri dünyanın çok kutuplu bir yöne gittiğini söyleyen Dugin, “Küresel imparatorluk ve onun milli devletleri ölsün, yerine bizim dünyayı dikey olarak bölen meridyen bölgelerinde kurulan birleşik kıtasal imparatorluklarımız gelsin.” diyor.

Avrasyacılara göre kurdukları sistem o kadar mükemmel olacaktır ki bütün sistemleri içinde bulundurup Atlantikçilere de layık bir konum verecek hatta İslam dünyasına da konfederatif bir sistem bahşedip “İslam Birliği anlayışınıza saygı duyuyoruz.” diyerek göz kırpacaktır. Dugin, kitabın bir bölümünde “Avrasya İslamı” güzellemesi bile yapmış. Avrasyacılar çok sinsi. Atlantikçi sistemin kendisini merkeze alarak küreselleşmesini eleştiren Dugin’in, “Rusya’nın merkezde olduğu bir sistemde çok kutuplu küreselleşeceğiz” demesi aslında “Abi biraz da biz yönetelim ya ” demek.

Bir de adam mütevazı. “Dogmalarımız yok, fikirlerimiz var” diyor. Avrasyacılığın henüz tamamlanmamış bir ideoloji olduğunu belirtip herkesi bu ideolojiyi eleştirmeye davet etmeyi de ihmal etmiyor.

Kitap çok kapsamlı değil ve bu konuyla ilgili okunması gereken ilk kitap mı bilemiyoruz, ama “Yükselen Güç Avrasya” sistemini anlayabilmek adına mutlaka okunması gereken önemli bir derleme olmuş. The Putin Interviews belgeseliyle birlikte de güzel gidiyor.

 

 

 


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir