Heyhat Minnez Zille

Paylaş

 

                          Filistin bir sınav kağıdı

Her Mü’min kulun önünde
De gerçeği yaz: Hakikat şehitliğe koşmaktır
De isyan çağır yolun açılır cennet köşelerine
A.C.Z

İnsan, hayatında gerçekleşen en güzel ve en kötü günlerini unut(a)maz. Ferdin hayatında böyle olduğu gibi topluluklarda böyle günleri unutmazlar. 15 Mayıs’ta özelde İslam dünyası olmak üzere bütün insanlık için bir nekbedir. 14 Mayıs 1948 yılında Siyonist çetenin işgal rejiminin ilan edilmesinin ertesi günü “Nekbe” günü ilan edilmiştir. Nekbe, “büyük felaket” anlamına gelmektedir. Felaketler insanlığın hafızasında önemli yer tutmuşlardır. Efsanelerde, halk hikâyelerinde ve yazılı belgelerle bir sonraki kuşaklara aktarılmaya/korunmaya çalışılmıştır. Felaketleri analiz ederek, dersler çıkarmamız gerekmektedir çünkü felaketlerin anılması, hatırda tutulması karalar bağlamak için değildir.

Filistin’den bahsetmeden önce kapital/liberal ekonomik politikalardan bahsetmek gerekmektedir. Tevafuktur ki hem geçen sene hem bu sene nekbe günüyle beraber Türkiye’de işçi/emekçi olayları gündeme gelmektedir. Geçen sene Soma ilçesinde meydana gelen “kaza/kader(!)” hala toplumun hafızasında tazedir. Üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala basit pansumanlarla geçiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu sene de Bursa’da metal işçileri çalışma şartlarının düzeltilmesi, ücretlerine zam yapılması ve (kendi haklarını koruması gerekirken korumayan) sendikaya karşı direnişe başlamışlardır. Tofaş, Renault, Coşkunöz gibi büyük otomotiv şirketlerinde üretimi durduracak kadar azimle direnişlerine devam etmektedirler. İşçilerin çabalarının tek derdi “emeklerinin karşılığını adil bir şekilde almaktır”. Bu sebeple işyerlerinin önünde greve başlamışlardır. Kavgaları; ekmek kavgasıdır. Bu sene meydana gelen işçi olayları geçen sene olduğu gibi elem verici değil umut vericidir. Peki işçiler grevden başarıyla ayrıldıktan sonra sorunlar çözülecek midir? Bu soruya olumlu yanıt vermek malesef zor görünüyor. Meydana gelen olumsuz sonuçları halletmek için bunun sebeplerini yok etmek gerekiyor. Bu zulmün, sömürünün esas müsebbibi “insan insan kurdudur” şiarı üzerinde obez bir şekilde büyüyen kapitalist/liberalist ekonomi politikalarıdır. Bu politikaların gözünde insanın hiç bir değeri yoktur. Tek dertleri kazanmak, daha kazanmak, daha daha kazanmaktır. Kazançları; haksızlık, hukuksuzluk ve sömürü üzerine kurulmuştur. Bu durumun çaresi devlette değildir. Devletin yöneticileri Müslüman’da olsa hala bu politikalar uygulanmaya devam etmektedir.  Müslüman gençlere/alimlere burada büyük sorumluluklar düşmektedir. Kapitalizmi ve onun uzantılarını gözleme tabi tutmalı ve İslam’a göre değerlendirmeliyiz. Mustazafların, emekçilerin, işçilerin haklarını korumaya çalışmalıyız. Bir ekonomi inkılabı gerçekleştirene kadar da güçlünün/iktidarın değil haklının/mustazafın yanında direnişe destek vermeliyiz.

Bu sene Nekbe günü Miraç kandiliyle aynı güne denk geldi. İsra ve miraç mucizeleriyle Kudüs ve Mekke arasında ilahi bir bağ kurulmuştur. Bu kurulan bağ birinden vaz geçmenin diğerinden vaz geçmek demek olduğunu ortaya koymaktadır. İslam’ın özü olana “tevhid” nazarında meseleye yaklaştığımızda Mescid-i Aksa’nın, Kabe’nin olmadığı namaz,oruç,hacc,zekat ne varsa hepsi eksiktir.    Müslümanlar tarafından Nekbe günü “Filistin’e Dönüş” ismiyle anılmaktadır. Filistin’e dönüşün yolu ise Kudüs bilincine sahip olmakla mümkündür. Kudüs bütün insanlık için önemli bir konum teşkil etmektedir.Tarih boyunca dünya hakimiyeti Kudüs merkezli olmuştur. Kudüs’e Rahman’ın orduları hakimse dünyada selamet,esenlik hakim olmuş yok eğer şeytanın orduları hakimse zulüm, sömürü kol gezmiştir. Kudüs’ün esaret altında olması bütün Müslümanların özgür olmaması demektir. Kudüs bilinci sadece Filistinlilerin değil bütün Müslümanların sahip olması gereken bilinçtir. Kudüs özgür olmadan, Kudüs bilincine  sahip olunmadan ne vahdetimiz tam vahdet ne iktidarımız tam iktidardır.

Bugün Müslümanların en çok ihtiyacı olan en önemli şeylerden birisi şüphesiz “ümmetin birliği”dir. Filistin’in, Kudüs’ün önemi ve siyonist çeteye düşmanlık bütün Müslümanların hem fikir olduğu bir konudur. Ümmetin vahdete olan ihtiyacı ve vücuttan kanserli hücrenin atılması için Müslümanların kılıçları İsrail’e dönmelidir. Kanserli hücre yok edilmediği müddettçe hastalıklarımız tamamiyle şifa bulamayacaktır. İsrail’e düşman olmak büyük şeytan ABD’ye, sömürgeci batıya düşman olmak demektir. Çünkü; İsrail batının bir ileri karakoludur. Bu yüzden yaptığı her şey dünyanın ağabeyleri tarafından hoş karşılanmaktadır.

Filistin’e dönüşün metodu ne demokrasi ne ulus devletçilik ne iki devletli çözüm ne de demokrasidir. Filistin’in özgürleştirilmesi: İslami direnişle mümkündür. Müslüman olmak diri olmanın, dinamik olmanın adı direniş de diri olmanın kanıtıdır. Direniş tek yönlü, tek kutuplu bir eylem biçimi değildir. İslami direniş; ekonomide, bilgide, cenkte, ibadette, siyasette yani hayatın her anında ve her yerinde var olmanın adıdır. Direnişin özü, temeli sabır’dır. Sabır; zalime, zulme, kötülüğe boyun eğmek, köşede olan biteni izlemek değil tam tersine zalimle, zulümle, kötülükle mücadele etmektir.  Direnişin olmadığı yerde zillet hâkimdir. İslam’da ise zillete yer yoktur. Direniş; yeryüzüne “şahidler” kılınan ümmetin sorumluluğudur. Bu sorumluluk yeryüzünde adeletin, tevhidin egemen kılınmasının metodudur. Direnişçinin şiarı “Ya Zafer Ya Şehadet”tir ve ikisi de kazanmaktır. Emperyalistlerin ve Siyonistlerin kaybet-kaybet stratejisine kazan-kazan stratejisi ile cevap vermektir.

Siyonist çete ile bugüne kadar yapılan savaşlara göz gezdirdiğimiz kazanılmış olanlar sadece direniş metoduyla olduğunu görürüz. 1967 yılında altı tane Arap devletini altı günde yenen İsrail 2006 yılında ilk büyük yenilgisini almıştır. Hizbullah’ın tarihi zaferinden sonra 2009,2009 ve 2014 yılında Gazze’de direniş erleri zaferleriyle dünyaya İsrail’in nekbesinin yaklaştığını muştulamıştır.

Küçücük Gazze’nin direnişi kuşanmasıyla İsrail’in demir kubbesi delinmiştir. Ancak İsrail’in nekbesi ve Kudüs’ün özgürlüğü ümmetin topyekûn direnişiyle mümkün olacaktır.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir