HA UMAR HA TARUMAR

Paylaş

Semaya bakışında bir hüzün vardır.

Belli ki bir emir bekliyorsundur.

Bir yön, bir istikbal…

Her dem eksilmeyen bir sabrın vardır,

O şefkat ve rahmet peygamberin çehresinde.

Yer gök “O” ağır vahye gebedir.

Bu sefer sabrın çilesi gölgelenmekte simanda.

Kıyam vakti belini bükecek bu vahy.

Ve emir kıble değişecek.

Nebinin yüzünde ferahlık! 

Her adımda kıble, istikbal ve yeryüzünün yönü değişir.

Kâbe artık Mescid-i Haram!

Yahudinin yüzünde öfke ve kahır.

Artık egemenlik, hükümranlık ALLAH ve RESULUN.

İlahi adalet faran dağlarından yankılanacak.

Emir açık! Yön değişecek, yeryüzü değişecek.

Böyle inmişti vahy.

Şimdilerde ise “O” emin beldeden fersahça uzakta,

Küfrün büyülü tortularına gömüldü mesaj.

Olympos dağında gölge arar olduk,

Gök gürültüsünden kopan şimşeğin parıltısından korkan adama döndük.

Tahrif ettik zahirdeki her ayeti,

Gürültülü şehrin parıltılı gecelerinde kaybettik burcu.

Doğan güneşe büsbütün küskün ve yabancı kaldık.

Çokça huzurundan, huzurdan kaçtık;

Sığınağımız kentler, antidepresanlar, karnavallar…

Hangi yön götürür bizi sana?

Kâbe turizm diyarı, Kudüs satılık, Bağdat yıkık…

Siyonizm sofrasında mazlumlar, 

İhanetin adı; yağlı göbekli petrol baronları.

Akdeniz sıcakkan gölü…

Ve nasıl söylesem dilim varmaz,

Batı demokrasi dedikçe biz; “Medet!” diye inleriz.

Çevirmeyince yüzünü bu füsunlu dünyadan,

Ha umar Ha tarumar…  

Ferhat Elci kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir