GÜNÜMÜZDE TÜKETİM KATEDRALLERİNE DÖNÜŞEN ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ

Paylaş

Modern kapitalist sistem bugün kendini kentlerdeki alışveriş merkezlerinde ifade etmektedir. Tüketim toplumu olarak isimlendirdiğimiz günümüz toplumunda bu merkezler, kentlerin bir gerçeği konumundadır. Bugün özelliklerini tartıştığımız tüketim toplumu, birçok yapı özelliğini sanayi toplumuna borçludur. Sanayi döneminin yanı sıra tüketim toplumunu oluşturan birden fazla etken söz konusudur. Modernleşme, sanayileşme ve kentleşme süreçleri, içinde olduğumuz toplumsal aşamanın hazırlayıcıları olmuşlardır. Dolayısıyla üretim ve tüketimi içeren bir ekonomi olgusu, sanayi öncesi doğal toplumsal aşamada sosyal yaşamın bir yönü olarak var olmuştur. Modernleşme ve sanayileşmeyle birlikte ekonomi, giderek diğer yaşam alanları üzerinde bir belirleyicilik kazanmaya başlamıştır. Bireylere tek bir kanaldan kolayca ulaşmak ve beklenenin üzerinde kazanç elde etmek için tüketiciler için birçok cazibe mekânları oluşturulmuş ve oluşturulmaya devam edilmektedir. Tüketim kültürü ve aslında bu kültürün iç mantığını yaratan kapitalizm, tüketimin ve harcamanın sistemli yürütülmesi için kentlerin en işlek yerlerinde sayıları artan büyük alışveriş merkezlerini oluşturmaktadır.

19,yüzyıl kapitalizmi, çalışıp biriktirme ve istifçiliği; 20. yüzyıl sonrası kapitalizmi ise harcama isteğini üstün tutarak artan tüketimi öne çıkarmaktadır. Tasarrufun bir erdem olduğu, insanların daha fazla çalışıp üretimi sağlamak ve kâr elde etmek için sistem tarafından sömürüldüğü 19. yüzyılın aksine; tüketimin bir meziyet sayıldığı 20. yüzyılda, sömürü, pasifliğe sokulmuş insanları tüketime koşullayarak gerçekleşmektedir. Günümüzde tüketim katedrallerine dönüşen alışveriş mekânlarının son 10 yıldaki gelişimi, toplum olarak alışveriş alışkanlıkları açısından geldiğimiz son noktayı işaret etmektedir. Alışveriş mekânlarını bir arada bulunan dükkân ve mağazalar topluluğu şeklinde tasarlamak fikri 19. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır. 19. yüzyıl başlarında Avrupa’nın başlıca önemli başkentlerinde kent merkezlerinde bulunan ana caddelerin önemli dükkân ve mağaza topluluklarını barındırmaya başladığı görülmektedir. Bu mağazalarda özellikle sömürgelerden gelen ve kapitalist üretimin getirdiği mallar sergilenmektedir.

İlk olarak, Amerika’nın “departman mağaza”larında halkın ilgisini böyle mekanlara çekmek ve bu ilgiyi taze tutmak için büyülü bir atmosfer oluşturma fikrine ihtiyaç duyulmuştur. Reklam, renklendirme, cam ve ışık kullanma, sanat ve mevsim sergileri düzenleme, vitrin ve şık iç dekorasyonlar hazırlama hatta Noel yürüyüşleriyle halkın ilgisi bu mekânlara çekilmiştir. Amaç mağazaları salt alışverişin yapıldığı mekânlardan öte, adeta bir sosyal etkinlik merkezlerine dönüştürmektir. Türkiye’de de 1980’leri takiben yerleşen liberal ekonomi ve değişen küresel etkenler, AVM’leri kentsel kimliğin bir parçası haline getirmede etkili olmuştur. 1990 ve 2000’li yıllar boyunca da dünyanın farklı kentlerinde AVM’lerin hızla yaygınlaşması ve kent merkezlerinin giderek daha az tercih ediliş durumu devam etmiştir. Her ne kadar alışveriş merkezlerinin gelişim süreci büyük kentlerimiz için oldukça yeni olsa da tüketim kültürünün eğlence ve alışveriş olgusunu desteklemesiyle Türk insanının AVM’lere adaptasyonu oldukça kolay olmuştur. Küresel kapitalizmin birçok fantastik imgesinin tüketilmesini hedefleyen AVM’ler, birçok farklı grup için kent yaşamının en çok zaman harcanan boş zaman mekânları haline dönüşmüşlerdir. Öyle ki, farklı kesimden birçok insana hitap eden bu mekânlar, kentte boş zaman geçirmenin ve boş zaman etkinliklerinin yeni adresi haline gelmişlerdi. ABD ve İngiltere başta olmak üzere ekonomik ve sosyal alanda gelişmiş ülkeler kişinin kendisini geliştirmesi, yaşamdan daha fazla tatmin sağlayabilmesi ve ekonomik verimliliğin artırılması gibi sebeplere bağlı olarak “boş zaman”ları, sistemli ve programlı olarak meydana getirmekte ya da “boş zaman” için alt yapı hazırlamaktadırlar. Aşırı tüketim, gösterişçi harcama şeklinde kendini hissettiren tutum ve davranışları ortaya çıkaran ekonomik, sosyal ve kültürel yapıyı çözümlemek gerekir. Zira bu çözümleme, alışveriş merkezlerinin tüketim yapılarak “boş zaman”ın kurumsallaşmasındaki yerinin belirlenmesini kolaylaştırır. Alışveriş merkezlerinin hedefi, modern kentli için çekim merkezi olmaktır. Gösteri toplumlarındaki “gösterinin” en yoğun sergilendiği bu merkezler, tüketicileri kendilerine çekip paralarını almak üzere oluşturulmuş en donanımlı ve rasyonel sahnelerdir. Satıcı-alıcı ilişkisi, amacını gizleyen teatral bir etkinliğe dönüşmüş ve tüketiciler de katedralde bulundukları süre boyunca kendilerini şovun bir parçası gibi hisseder hale gelmişlerdir. Sinema salonları, kafeteryalar, çocuk eğlence parkları, güzellik ve spor salonları, palyaçolar, sihirbazlar, önemli ve özel konuklar, festivaller, mini konserler hep birlikte bu şovun bir parçası olarak, eğlence içinde alışverişi ve tüketimi yapılandırmaktadır. Bahsedilen eğlence ve şov ile birlikte alışveriş merkezlerdeki iç dizayn, zamanın sorgulanmadan akıp gitmesi için tasarlanmıştır. Havanın karardığını ve zamanın ilerlediğini gösteren sırdan bir saat her nedense her şeyin düşünüldüğü bir ortamda unutulmuştur. Tüketicilerin kendilerini daha rahat hissedip eğlenceli bir şekilde harcama yapabilmeleri için alışveriş merkezlerinde müzik ve koku konusunda bir hazırlık yapılarak olay şansa bırakılmamaktadır. Buradaki müziğin yüksekliği ve temposu, mağazadaki müşterileri rahatlatarak ya da tam tersi hüzünlendirerek ortamla kurdukları duygusal bağ üzerinde etkili olmaktadır. Bu alanda yapılmış bir araştırma sonucuna göre yavaş ve temposuz müzikler, hızlı parçalara göre müşterilerin daha yavaş hareket etmesine neden olmaktadır. Müşteriler bu yavaş müzikte mağazada, hızlı müziğe kıyasla % 38 daha fazla zaman harcamakta ve buna bağlı olarak da tüketimi artırmaktadır. Ortama hâkim olan koku için de aynı şeyler söylenilebilir. Alışveriş merkezlerinde ortama salınan kokular, insanların açlık güdülerini harekete geçirmekte ve merkezde daha fazla kalmalarına neden olmaktadır. Aşırı ve gösterişçi tüketim olgusu, insan hayatında akla gelebilecek her şeyi kendi etki alanına almış durumdadır. Tüketim olgusuna yüklenen sosyal ve kültürel anlam, tüketilen ürün ve hizmetin kullanım değerinden çıkıp “kültürel” ya da “psiko sosyal değer” kazanmasıyla sonuçlanmıştır. Buna bağlı olarak da, ihtiyaçtan fazla ve gösterişçi tüketim ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu bağlamda, birkaç kuşak, bu değerlerlerle sosyalleştiğini sanarak tek tipleştirilmiştir.

Ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel oluşturucu öğeleri bulunan küreselleşme süreciyle, dünyanın farklı bölge ve coğrafyasında meydana gelen herhangi bir değişim, anında küresel olarak etki alanını yaratmaktadır. İletişim teknolojisindeki olağanüstü gelişmeler, klasik zaman ve mekân kavramını ortadan kaldırarak ülkeleri, toplumları ve kültürleri birbirine yakınlaştırmakta ve benzerleştirmektedir. Bu merkezlerin çok farklı mal, ürün ve hizmet sunması; kitle iletişim araçları ve reklamlar tarafından referans gösterilmesi, buradaki otopark, iklimlendirme, havalandırma ve güvenliğin alışverişe konfor kazandırması; satıcılar için maliyeti azaltması ve satış sinerjisi yaratması, alıcılar için ise zamanın verimli kullanılmasına olanak tanıması; alışverişin yanında gezmek, eğlenmek ve yemek yemek gibi çok farklı alanı içinde barındırması insanların bu mekânları çok tercih etmesi ve zamanlarının buralarda değerlendirmesine neden olmaktadır. İnsanların, dinlenip eğlenip rahatlayarak çalışma yaşamı için gerekli olan enerjiyi depolamaları için oluşturulan “boş zaman” dilimi, tüketim toplumu ya da kültürünün ilgisini çekmiştir. Sanayi ve hizmetler sektöründe çalışan çok büyük insan kitlesi için önemli olan bu zaman dilimi, kapitalist sistemin onu değerlendirmesi, kontrol altına alması ve ondan bir sektör oluşturmasını beraberinde getirmiştir.

Büşra Aksoy kaleme aldı.

Kaynakça:

Gökgür, Pelin (2008). Kentsel Mekânda Kamusal Alanın Yeri, Bağlam Yay., İstanbul.

Tezcan, Mahmut (1982). Sosyolojik Açıdan Boş Zamanların Değerlendirilmesi, Ankara Üniv. Eğ. Fak. Yay. No: 116, Ankara.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir