Gülün Adı

Paylaş

Dram-gizem-gerilim-polisiye türünün önemli/başarılı temsillerinden birini oluşturan ve 1986 yılında gösterime giren film; İtalya, Fransa ve Almanya ortak yapımı ile Umberto Eco’nun aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır. Filmin yönetmenliğini Jean Jacques Annoud üstlenirken oyuncu kadrosunda ise başarılı oyunculuğu ile göz dolduran Sean Connery’i ve ona eşlik eden Ron Perlman, F. Murray Abraham, Christian Slater, Andrew Birkin, Michael Lonsdale gibi isimleri görüyoruz.

Dönemin gerekliliklerini yerine getiren, ayrıca geçtiği dönemin özelliklerini gayet başarılı ve iyi bir şekilde yansıtan film, kullandığı müzikler ile gizem unsurunu işin içine katmayı başarıyor. Seyircinin merak duygusunu işin içine dâhil etmesi ve film boyunca dikkat duygusunu uyanık tutması yönetmenin bu işteki başarısını ortaya koyuyor. Tabi bu başarı da Bond filmlerinden tanıdığımız rahip William karakterine hayat veren Sean Connery’nin oyunculuğunun ve ona eşlik eden genç rahip Adso’nun oyunculuğunun çok büyük bir payı var.

Hristiyan tarikatlar arasında yaşanan çatışmalar ve kilisenin halk üzerindeki tahakkümünden rahatsızlık duyan imparatorun varlığı gibi bir atmosferde işlenen cinayetleri çıkış noktası olarak ele alan filmde, 13.yüzyıl İtalya’sının dini ve siyasi yapısının bir nevi haritası çizilmeye çalışılıyor. Ortaçağ İtalya’sında manastırda otoriteler arasında cereyan eden hadiseleri ve bunların akabinde işlenen cinayetler arkasındaki sır perdelerini açığa çıkarma konusunu kendisine çıkış noktası olarak alıyor. Manastırın ilginç yaşantısını ve atmosferini mercek altına alan filmde 13.yüzyıl Avupası’nın siyasi ve dini çalkantısı başarılı bir şekilde kadraj altına alınıyor.

Yoksul bir yaşam sürmenin erdeme daha yakın olduğunu düşünen ve savunan Fransiskenlere karşı İmparatorun yakınlık duymasının ardından tüm tezlerini yetki ve varlık üzerine kuran Papalık Kurumu arasında ciddi bir kopuş meydana geliyor. Halkın yoksulluğu ve nasıl görüldüğü tüm çıplaklığıyla yansıtılıyor, kilisenin fakirlere cömert(!) yardım anlayışının nasıl olduğu konusu da son derece ayrıntılı bir şekilde resmedilmeye çalışılıyor. Kilise-halk kopukluğunun motif motif işlendiği ve Hıristiyan mezhepleri arasındaki ayrıklığın nasıl gerçekleşmeye başladığının da filmde önemli ipuçlarını görüyoruz. Seküler hayat tarzının benimsenmesinin mezhepler arası ayrılıklara nasıl sebep olduğunun altı önemli diyaloglarla çizilmeye çalışılıyor.

Papa – İmparator, yani din ve iktidar arasında meydana gelen kopuşu güzel bir şekilde özetlemeye çalışan film, din ve siyaset arasındaki ilişkinin tarihini ve seyrini göstermesi açısından da son derece başarılı vurguları seyircinin zihin dünyasına sokmayı başarıyor. Ayrıca otoriteler arasındaki çarpışmanın halkı nasıl ezdiği, kilisenin halk üzerindeki tahakkümü, halk nezdinde kilisenin itibarının düzeyi, Hıristiyan tarikatlar arasındaki sürtüşmeler ve bunların sonuçları gibi meseleler de titiz bir şekilde gösterilmeye çalışılıyor. Akıl ve sorgulamanın olmadığı, koşulsuz itaatin esas alındığı bir dünya yaratmayı hedefleyen kilise ve papalık kurumu, menfaat kaygılarıyla başta felsefe, bilim, sanat, din ve daha pek çok alandaki eserleri tahrif ve yok etmeyi kendisi için kutsal bir görev olarak kabul ediyor.

Özellikle dönem filmlerini sevenler ve Hıristiyanlığın tarihsel gelişimini merak edenler için bir başyapıt niteliğinde olan film; ilgi çekici diyalogları ve anlaşılır betimlemeleri ile seyirciyi o dönemin içine çekmeyi başarıyor. Başarılı bir ortaçağ tarihçisi olan Umberto Eco’nun eseri muhtevası itibariyle birçok eleştiriye maruz kalmış olsa da film, genel anlamda başarılı bir uyarlama olarak kabul ediliyor. Bu başarısının arkasında ise kimi kesimlere göre, romandaki bazı içeriklerin ayıklanması ve romanda eleştirilen konulara filmde fazla değinilmeden geçilmesinin büyük bir payı var. Dönem filmlerine ve tarihsel sürece önem veren bilinçli seyircilerin bu filmi izlemeden önce veya izledikten sonra ayrıca kitabı da okuması ve değerlendirmelerini buna göre yapmaları, dönemin çalkantılı yapısının daha iyi anlaşılmasını ve bütüncül bir analiz yapılmasını daha da mümkün hale getirecektir.

 


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir