Feminist Gece Yürüyüşü Ne Söylüyor?

Paylaş

Benzer amaca sahip iki kişi örgütlenmelidir; çünkü dikkate alınmanın en iyi yolu budur. Tarih boyunca insanlar, amaçları doğrultusunda bir araya gelerek mücadele etti. Bu mücadeleler, genellikle, amacına ulaşmaktan daha önemli bir işlev gördü; uzun vadede, toplumu dönüştürdü. Çoğu hareket, süreç içinde biçim değiştirdi. Başlangıcı ile geldiği nokta arasında makas açıldı. Örgütlenen insan sayısı ve talepler çeşitlendi. Yine de, her hareket, toplumu dönüştüren "çatı" bir hedefe sahipti. Tüm bunlar, eylem ve söylemlere bakılarak anlaşılabilir.

Kadın hareketlerinin geçmişi de böyledir:

8 Mart 1857'de New York'ta, işçi kadınlar, çalışma süresinin 16 saatten 10 saate düşürülmesi ve ücretlerin yükseltilmesi talebi ile, grev başlatır. Aynı gün, fabrikada kilitli kalan 129 işçi kadın, çıkan yangında can verir. Aradan elli üç yıl geçer. "Mücadeleci sosyalist kadınlar" Almanya'da toplanmıştır. Clara Zetkin, 8 Mart'ın, New York'lu işçi kadınlar anısına, işçi kadınların mücadele günü olarak kutlanmasını teklif eder. Kabul edilir. Böylece ilk kez 1911'de, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, sanayileşmiş bazı ülkelerde işçilerin katılımı ile kutlanır. 1975'e gelindiğinde ise Birleşmiş Milletler (BM) 8 Mart'ı Uluslararası Kadın Günü ilan eder. (1)

8 Mart Kadınlar Günü Hareketi kente göç ve fabrikalaşmaya bağlı olarak, kötü çalışma koşulları ve düşük ücret gibi haksızlıklara başkaldırı olarak ortaya çıktı. Bugün ise, Feminist Gece Yürüyüşü'ne katılan gruplara, sloganlara ve pankartlara bakılırsa, geldiği nokta epey farklıdır. 8 Mart Kadınlar Günü Hareketi yoluna, feminist ideolojiler ve LGBT hareketi ile devam ediyor.

"Yelkenler Fora, Kadınlar Nara!"

Feminist Gece Yürüyüşü'nde yapılan eylemler daha çok "feminizm", "patriyarka" ve "isyan" temalı. Feminizme göre patriyarka, "erkek egemenliği"ni ifade ediyor yani "kadınların ezilmesi"ni. (2) Büyük pankart durumu tanımlıyor: "Patriyarkayla uzlaşmıyoruz, bu bir feminist isyandır." Katılımcılar "patriyarkaya karşı ses çıkar"ıyor. Islık, davul, zılgıt sesleri arasında, yemin eder gibi haykırıyor: "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz." Düşmanımızdır, "Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet" -hiç fark etmez- "inadına isyan, inadına özgürlük."

Bazı katılımcılar "kadının ikincilliği"ne itiraz eden pankartlar tutuyor: "Yenilir yutulur cinsten değil." Güçlerinden sual dahi olunmasını istemiyorlar. "O erkliğini bi indir." diyerek aba altından sopa gösteriyorlar. "Kadın-erkek eşitliği"ni öyle mesele yapmış: "Bize acil eşitlik lazım, acil amma". Eğer "eşitlik" talebine olumlu cevap verilmiyorsa, bazı şeyler zaten çok gereksiz: "eşitlik yoksa aşk da yok". Eşitlik talebi var, fakat eşitlikten ne kast edildiği anlaşılmıyor. Daha çok, erkek egemen düzene başkaldırı niteliği var. Yürüyüş, otoritesini feminist politikalardan aldığı için, sesi gür çıkıyor: "Patriyarka bize vız gelir, feminizm bize hız verir."

Feminist Gece Yürüyüşü, LGBT hareketleriyle el ele yürüyor. İstanbul Feminist Kollektif, yürüyüş açıklamasını "kadınlar ve translar" adına yapıyor. "Feminizmde transfobiye yer yok." bu yüzden "homofobiye, transfobiye dur de!" Biraz yumuşa, hoşgörülü ol; kabul et, artık, "trans kadınlar kadındır." Zemini mor, sağ ve sol üst köşelerinde LGBT sembolü olan, büyük bir pankart, iddialı: "Bu konuda çok ciddiyiz, DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEĞİZ."

Feminizm, hedeflenen "yeni küresel ahlak"ın yapıtaşı olarak değerlendirilebilir. (3) Yürüyüşte "kimin ahlakı genel ahlak!" denilerek ahlak anlayışı sorgulanıyor. Üstüne bir de, "Kızlı-erkekli yaşarım, sanane! Kızlı-kızlı yaşarım, sanane! Hamile kalır doğurmam, sanane! Hamile kalır kürtaj olurum, sanane!" diye rest çekilerek, başka bir ahlak anlayışı getiriliyor. Cinsellik "özgürlük" nevinden kabul ediliyor. Bu tavrı kınayanlara da cevap, hadi dediğin gibi olsun... der gibi, veriliyor: "Orospuysam paramı verin." Fakat cinsellik yine, öznel bir özgürlük yorumu ile ifade edilmiş oluyor. Erkek egemen düzenin ev işi dayatması ile cinsellik baskısını tek pankartta birleştiriyor: "Hiçbir kadın mutfakta yerler parlıyor diye orgazm olmaz."

Erkek egemen yahut heteroseksist düzene isyanın haricinde söylemler de var, az da olsa. Mesela "lösemili çocuklar için el ele." dayanışmaya vurgu yapıyor. "Kadın kadının yurdudur." denilerek kadın dayanışması yüceltiliyor. Çalışan kadınların sorunları araya kaynıyor gibi, ama olsun, buna da şükür! "Emekçi kadın"dan söz etmeden gece kapanmıyor. Muhtemelen çocuklu kadınların sitemi ve talebidir şunlar: "Güzelse gel sen esnek çalış" ve "Kamu zararı diye kapattıkları kreş haktır."

Bana Patronunu Söyle...

Kapitalizmin zalim patronlarına karşı başlayan bu hareket, hala aynıymış gibi görünüyor: "Krizi biz mi çıkardık da bedelini biz ödüyoruz!" Fakat işler göründüğü gibi değil. Çünkü kapitalizm tüketim, tüketim, daha çok tüketim demektir. Günümüzde istihdam edilen biri, üretim faaliyetine katıldığını sanır. Fakat bu tür çalışma, insanın yanına kâr bırakmaz. Ayağını topraktan keser, apartman dairelerinde küçük aile olarak yaşatır. Geçinmek için herkes çalışır, fakat eve ne kadar girerse, o kadar çıkar. Bu üretim, patrona aittir çünkü. Kapitalizm kendini devam ettirir.

Öte yandan insanların unisex yaşaması bekleniyor. Neslin devamı istenmiyor, çünkü, her yeni kişi, işe yaramaz bir çöp. (4) Feminist ve LGBT hareketlerin özellikle Amerika ve Avrupa'da yaşam biçimine dönüştürülmesi, Müslüman ülkeler de dahil, kapitalizmin ve "dünyanın umudunun"(5) buna bağlandığını gösteriyor. Yasal gücünü ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, CEDAW, İstanbul Sözleşmesi gibi uluslarası anlaşmalardan alıyor.

Dolayısıyla feminist isyan sadece patriyarkaya değil, heteroseksist düzen saflarında yer alan herkese ve tüm kutsallara! "Özgür, savaşsız, cinsiyetçi olmayan bir dünya" inşa ediliyor. Felsefesi ise postmodernizm. Kültüre, çeşitliliğe duyarlılık vurgulanıyor. Olumlu çağrışımları var, fakat, bu aynı zamanda kaos ve kuralsızlık demek olabilir. Çünkü çeşitliliğin sınırı yok. Bu bana, Cesur Yeni Dünya'yı hatırlatıyor: anneden doğmanın, tek eşli olmanın ve inancın kınandığı, yapay bir dünya. Orada "herkes, herkes içindir."

Feminist Gece Yürüyüşü, bana, kendi yaralarımızı kendimizin teşhis ve tedavi etmesi gerektiğini söylüyor. Çünkü Müslümanız, referansımız belli. Kadın meselemizi de, erkek meselemizi de, yaşamımızı da, kendimiz değerlendirmeli, içimizden çözümler üretmeliyiz.

 

Kaynakça:
1) https://ekmekvegul.net/sectiklerimiz/gunun-videosu-8-martin-dogusu
2) Delphy, C. (2015). Patriyarka teorileri. Eleştirel Feminizm Sözlüğü içinde, (Çev. Gülnur Acar Savran), ss. 245-251. Ankara: Dipnot Yayınları.
3) http://www.umrandergisi.com.tr/toplumsal-cinsiyet-esitligi-projesi-dunya-nufusunun-500-milyonun-altinda-tutulmasi-projesinin-bi-cn6835.html
4) https://ahmethakancakici.blogspot.com/2018/11/ailesiz-toplum-modern-family-ya-sonras.html..?m=1
5) https://www.google.com/amp/m.fınansgundem.com/amp/haber/dunya-ekonomisinin-umudu-gaylerde/258650

 

Ferah Özlü kaleme aldı.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir