Eziyetin Farklı Yüzleri

Paylaş

Göç ve mültecilik meselesi, tarihi çok eskilere dayanan bir olgu olarak tarihsel sahne içerisinde yerini muhafaza ediyor. Hiç şüphesiz bu mesele birçok açıdan ele alınan ve tartışılan bir meseledir. Gerek kamusal alanı gerekse hukuki, ahlaki, insani ve tarihi boyutları olan, yelpazesi geniş bir problem olarak önümüzde durmaktadır. Tarihsel bir sorun olduğu kadar aktüel bir sorundur da. Öyle görünüyor ki yakın gelecek ve uzak geleceğin insanlarını da ilgilendiren bir konu olacak. Şimdinin ve geleceğin insanlarının yüz yüze kalacağı yahut içinde olacağı yadsınamaz gerçekliktir göç ve mültecilik.

Yazar Sharon Bala “Mülteciler” adlı kitabında tam da bu yaraya parmak basmaktadır. Kitabın müellifi mültecilik meselesini kurgusal bir örgü içinde yazıya geçirmiştir. Kitap sade ve akıcı bir üslubu barındıran roman özelliği taşımaktadır. Hiç şüphesiz kitabın ön kapağında da belirtildiği gibi Khaled Hosseini ve Chris Cleave okuyucuları için pek de yabancı olmadığımız bir tarzda kurgulanmış.

Çevirisini Sena Erdur’un yaptığı “Mülteciler” kitabı Mevsimler Kitap yayınevinden 2018 yılında çıkmış. Yayınlandığı tarihten bu yana birçok ödüle mazhar olan hikâye örgüsü ve problem edindiği temayla okunması gereken bir kurgu özelliği taşımakta.

Bir metni okurken, bir filozofun düşüncesiyle karşılaşırken ve bir ressamın ortaya koyduğu resmi anlamaya çalışırken müellifin yazısında, fikirlerinde ve eserlerinde neyi problem ettiğini kavradığımız ölçüde düşünceyle bağ kurma ihtimalimiz vardır.

Sharon Bala’nın romanında problem ettiği/edindiği ana mesele mültecilerin hem kendi topraklarında hem de göç etmek zorunda olduğu topraklarda birçok sıkıntı, acı ve ıstırap ile yüz yüze kalma sorunudur. “Mülteciler” kitabını okuyan bir kişi eserin her sayfasında her bölümünde göç etmek isteyen insanların kederleriyle, çektiği zorluklarla, hüzünleriyle kısacası maruz bırakıldıkları birçok psikolojik, fiziksel enkazla karşı karşıya kalacaktır.

İsmi zikredilen yazar edinilen ana problemi, kurgusal hikâye örgüsünün içerisine başarılı şekilde işlemiş. Kitabı okurken göç eden mültecilerin yaşadığı acı ve kederi, elem ve ıstırabı, sıkıntı ve sorunları siz de hissediyorsunuz.

Bu özellikleri ile birçok yazar ve düşünürden övgü dolu sözler alan yazar, romanıyla göçmenlerin yaşamlarına ışık tutuyor. 380 sayfa olan kitap belki bir solukta okuyacağımız nitelikte değil. Fakat okunmaya başlandığı zaman bir an önce bitirmek istenilen sürükleyici yapıya sahip bir kitap özelliği taşıyor.

Metnin içerisindeki mesajlardan bir diğeri de kendi topraklarından göç eden her mültecinin yaşadığı ortak acı, sorun ve problemler olduğu gibi sadece bir kişiye ya da aileye özgü sorun ve sıkıntıların da varlığıdır.

Hüzünlü bir roman olan “Mülteciler” kitabı on yıllardır Sri Lanka Devleti'nde süregelen hükümet yetkilileri ile Tamilli azınlıklar arasında gerçekleşen savaşı konu edinmektedir. Kendilerine “Tamil Kaplanları” ismini veren Tamilli azınlık askerleri hükümeti devirmek ve özgür olmak için savaşım veriyorlar. Geçen her sene savaş daha da kızıştığından dolayı azınlık olan halkta açlık, susuzluk, sefalet ve korku artmaya başlıyor. Tamil Kaplanları kendi gücünü muhafaza etmek için Tamilli ailelerin her birinden erkek ya da kız bir kişiyi gerek zorla gerekse gönüllü olarak asker niyetine kullanmak için alıkoyuyorlar. Özgür veya özerk olabilmek için Sri Lanka bölgelerindeki sivil halka yönelik terör eylemlerinde bulunan Tamil Kaplanları savaşın kızıştığı dönemlerde bu eylemlere karşılık olarak Sri Lanka Devleti jet uçaklarından düşen füze ve bombalara maruz kalmıştır. Bu saldırılarda birçok sivil ölmekte, sağ kalan diğer Tamilliler ise her an bir füzeyle ölebilme riskleri olduğundan dolayı korku içerisinde yaşamaktadırlar. Tamil Kaplanları ile Sri Lanka hükümet askerleri arasında cereyan eden savaş ve ambargo nedeniyle birçok Tamilli kepenkleri kapatmış, sefalet baş göstermiştir. Tamilli sivil halk, bir yanda Tamil Kaplanları askerlerinin gün geçtikçe artan zorbalıklarına maruz kalırken diğer yandan Sri Lanka Devleti’nin savaş uçaklarından fırlatılan bir bombanın yaşamlarına son verme kaygısıyla hayatlarına devam etmektedir. Bütün sınırları kapatılan bölgede kaçacak bir yer bulamayan Tamilliler en sonunda bir fırsatını bularak savaşın bellerini büktüğü bu coğrafyaya iltica edeceklerdir.

Roman uzun yıllar süren savaşta hayatta kalabilen 503 Tamillinin 2019’un Temmuz ayında 60 metrelik bir yük gemisine binip kaçmasıyla başlıyor. Bu gemi yolculuğunun ardından Kanada kıyılarına adım atan 503 göçmen yeni bir hayat, yeni bir gelecek ve güven duyacakları bir ömür sürmek umuduyla bu uzun, zahmetli ve sıkıntılı yolculuğa katlanmak zorunda kaldılar. Ve nihayet bu zorlukların sonunda Kanada ülkesinde rahat edeceklerdi. Fakat işler, umut ettikleri gibi gitmedi.

Kanada’ya ayak basar basmaz sınır güvenlikleri tarafından tedbir amaçlı ellerinden ve ayaklarından prangaya vurulan Tamilli göçmenlerin şaşkınlığını resmediyor yazar. Sınırda kadın ve çocuklar ile erkekleri ayrı ayrı hapishanelere yerleştiriyorlar. Bazı kadın ve çocuklar, suçlular ile aynı yerde kalıyorlar. Kanada’ya göç eden mülteciler hakkında soruşturmalar ve davalar açılıyor. Uzun soluklu hukuki süreçler başlıyor. Kabul edilebilirlik davaları sonucunda temiz çıkan ve kabul edilen kişiler Kanada topraklarında hayat sürmeye hak kazanıyor. Kabul edilmeyenler ise sınır dışı ediliyor. Bu süreç boyunca 503 Tamilli göçmen sınırda hapishanelerde hayatlarını devam ettiriyorlar. Kanada hükümet yetkilileri ve kimi Kanada halkı iltica eden Tamillilere terörist gözüyle bakıyor. Siyasetin hukuk üzerindeki yıkıcı etkisini bu roman içerisinde de görüyoruz.

Bu romanda çekilen zorlukların sonunda Kanada’ya kabul edilen göçmenlerin olduğu gibi kabul edilmeyen ve intihar eden göçmenlerin hikâyelerine de yer veriliyor.

Kitabı özetleyecek cümle şu satırda yer alıyor: “Gökten düşen bombalar ile hapishane arasında gidip geliyordu Kanada’ya umut yolculuğuna çıkan mültecilerin özgürlüğü.”

Kurgusal bir bütün olarak ortaya çıkan “Mülteciler” eserinin reel karşılığına günümüzde fazlasıyla şahit oluyoruz. Suriye’den, Afganistan’dan, Afrika ülkelerinden göç eden mültecilerin yolculuk sırasında yaşadıkları sorunlara… Tehlikeli yolculuklarında denize düşerek boğulduklarına... Göç ettikleri ülkelerde çekilen sıkıntılara, kötü muamelelere... Savaşın belini büktüğü göçmenlere... Hepsini gördük biz!

 


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir