Eleştirel Düşünme ve Eleştirel Okuma

Paylaş

Eleştirel düşünme ve okuma; herhangi bir yolla edinilmiş olan bilginin doğruluğunun analiz ve muhakeme edilmesi esnasında kullanılması gereken bir düşünce sistematiğidir. Maalesef eğitim sistemimizin en önemli eksikliklerinden bir tanesi, kişiye bu tarz bir düşünce sistematiğini kazandıramamış olmasıdır. Bu tarz bir düşünce sistematiğine sahip olmayan kişi, edinmeye çalıştığı bilginin doğrusal analizini yapamamakta ve belli önyargılar eşliğinde bilgiyi değerlendirmeye çalışmaktadır. Olaylara tek yönden bakmamak, çoğunluğu -sırf yönlendirilmelerden dolayı- yermemek ve yüceltmemek kişinin bu becerisini kullanıp geliştirerek kendi fikirlerini başarılı bir şekilde inşa etme sürecinin bir sonucudur. Bu sonuca ulaşmak da inceleme, irdeleme, sorgulama, araştırma ve değerlendirmeler ile mümkün olabilmektedir.

Kişinin donanımlı bir birey olmasını ve çevresine uyum sağlamasını kolaylaştıran eleştirel düşünme, doğru olmayan düşünme biçimlerini tanıyan bir düşünme ve okuma biçimidir. Ancak bu; yalnızca hata ya da kusur bulma niyetiyle gerçekleştirilen negatif bir düşünme ya da okuma biçimi değildir. Eleştirel düşünme ve okuma; başkalarının veya kendimizin iddia ya da kanaatlerini, kendi bilgi ve birikim süzgeçlerinden geçirerek daha iyi ve güzel olanı, tarafsız ve önyargısız bir şekilde değerlendirmekten ibarettir. Çağımız toplumunda çevresiyle etkin bir şekilde iletişim kurabilen, çevresinde olup bitenlere eleştirel bir gözle bakabilen bireyler yetiştirmenin önemi daha da artmıştır.

Eleştirel okuma ve düşünme, gelişmenin temel fonksiyonlarından biridir. Çünkü eleştirilebilen bilginin geliştirilebilen bir tarafı da olacaktır. Bu noktada kişiye düşen görev ise eleştirilerini yapıcı bir tarzda sunmak ve yaptığı eleştiriler ile yıkma ve yok etme yerine geliştirici bir dil kullanmayı tercih etmektir. Günümüzde başta aydın kesimin kullandığı eleştirel dil, yapıcı olmak yerine maalesef yıkıcı olma tarzını benimsemektedir. Kullanılan bu yıkıcı eleştirilerin yaygınlığı ise ne yazık ki yapıcı eleştirilerin de değerinin anlaşılmasının önüne geçmiştir.

İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en temel özellik, düşünme yeteneğidir. Bu özelliği sayesinde insan, üreten ve bu ürettiği üzerine değerlendirmeler yapabilen bir varlık konumuna yükselebilmektedir. Bir üst düşünme becerisi olan eleştirel düşünme de kişiye düşünme üzerine yeni ufuklar açabilmektedir. Düşünsel anlamda kişinin gelişimi bu yeni düşünce tarzlarına olan hâkimiyeti ile yakından ilgilidir. İşte; kişi bu sebeple okudukları ve öğrendikleri üzerine sorgulayıcı bir tutuma sahip olmalı; yani eleştirel düşünme ve okuma becerilerini geliştirebilmelidir.

Eleştirel düşünme ve okuma kişiye sadece kendini gerçekleştirme imkânı vermekle sınırlı kalmayıp ayrıca kişinin sağlıklı bir birey olmasını kolaylaştırmakta ve toplumsal anlamda bilinçli bireylerin yetiştirilmesine de pratik anlamda geniş olanaklar sağlamaktadır. Eleştirel düşünme, aynı zamanda insan düşüncesi üzerindeki manipülasyonları önleyen zihinsel bir hijyen işlevi görmektedir. Bu düşünme tarzı ile kişinin yapılan propagandaları tanıyabilmesine ve onlara kanmamasına, öne sürülen iddiaların ve argümanların altındaki ifade edilmemiş üstü örtük varsayımları analiz etmesine, bir malumatın kaynağının güvenilirliğini değerlendirmesine, bir problem veya karar üzerinde mümkün olan en iyi şekilde düşünebilmesine yardımcı olmaktadır.

Sağlıklı bireylerin varlığı sağlıklı toplumun oluşabilmesinin teminatıdır. Bireyin bu düzeye erişebilmesi de ancak bilinçli bir düşünme ve okuma neticesinde mümkün olabilmektedir. Eleştiriden maksat; her kelimeyi, her düşünceyi, her eseri incelemek ve araştırmak değildir. Öğrendiklerini anlamlandırmak, mesajları doğru kavramak, kişi ve eserlerin karşısında doğru bir tutum alarak yazar ve metnin güdümünden kendisini kurtarmaktır.

Eleştiri kavramı ülkemize Tanzimat Dönemi’nde girmiş olmasına rağmen günümüz dünyasında eleştirel düşünme ve okumanın önemi çok fazla anlaşılamamıştır. Bu kavram, daha çok edebi bir eserin edebiyat ve estetik ilkelerine, geleneklerine göre bir uzman değerlendirmesine tabi tutulması anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Ancak zamanla bu kavram gerçek anlamından uzaklaşmaya başlamış ve “hiciv” geleneğinin etkisiyle edebi ve bilimsel eleştiriler bile bir esere objektif yöntemlerle kıymet biçip önemini ortaya koymak yerine, eseri veya yazarını yerden yere vurma amacıyla yapılır hale gelmiştir. Hâlbuki eleştirel düşünme ve okuma, katı bir siyasi muhalefet anlayışıyla değil, zihnimizde oluşan soruların giderilmesi amacıyla yapılmalıdır. Genel kabuller her ne olursa olsun, birey olarak bizim düşüncelerimiz, olaylara bakış açımız, tecrübelerimiz, mantığımız, bilim adamlarının taşıdığı kadar olmasa bile, bilimsel şüphelerimiz, eleştirilerimizin çıkış noktalarını oluşturmalıdır.

Günümüz modern dünyasının insanı bir anda çok fazla bilgi ile muhatap olmaktadır. Bu bağlamda elde edilen ve geliştirilen bilgi ancak seçilmesi, değerlendirilmesi ve bu şekilde kullanılmasına bağlı olarak bir değere sahip olabilmektedir. Yaşanan bu hızlı gelişime bağlı olarak eski bilgilerin güvenilmez hale gelmesi, her bilginin sıklıkla yanlışlığı üzerinde durulması neticesinde eski kaynakların sürekli sorgulanarak bir kenara itilmesi, durmadan yeni şeyler söyleme aymazlığı ile enformatik kirliliğin artması, bilgiye ulaşmaya çalışan kişinin birtakım açmazlara sürüklenmesine neden olabilmektedir. Böyle bir noktada eleştirel düşünme kişiye, ilkeler edindirme, yeni değişimlere uyum sağlama ve istikrarlı bir şekilde hayatını devam ettirme gibi kolaylıklar sağlayabilmektedir.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir