Cahil Hoca

Paylaş

Zihinsel özgürleşme üzerine derslerden oluşan “Cahil Hoca” adlı eser, eğitim sisteminde var olan görüşlerin aksine zihnin mahiyeti ve fonksiyonlarına dair yepyeni bir bakış açısı getirmekte ve zihnin kendi kendini keşfedebileceğine inanmaktadır.e Jacques Rancier tarafından kaleme alınan eserde sıkça zekâlar arasında bir hiyerarşinin olmadığı vurgulanıyor. Yaptığı farklı alanlardaki çalışmaları ile kendine özgü kolektif stratejiler üretmede gayet başarılı bir düşünür olan Ranciere’nin bu eseri bir hocadan beklenen olası değer ve davranış kalıplarına farklı katmanlardan bakabilen ve bu süreçleri başarılı bir şekilde irdeleyebilen önemli eserlerden. Yazar; edebiyat, estetik, siyaset, sinema gibi alanlarda derinlikli düşünceleri ve zengin düşünsel birikimiyle ezberleri altüst eden nadir insanlardan.

Fransa’da Restorasyon dönemi ile birlikte kendisini sürgünde bulan hukuk mezunu ve retorik uzmanı olan Joseph Jacotot, Hollanda kralının yardımıyla orada bulduğu yarı zamanlı okutmanlık mesleğini yapmaya başlar. Jacotot’un önemli bir sorunu vardır; tek kelime Fransızca bilmeyen Flaman öğrencilere kendisi de tek kelime Flamanca bilmeden felsefe öğretmek zorundadır. Hocayı bu zor durumdan kurtaran şey ise iki dilli baskısı olan Fénelon’un Telemak’ı olur. Jacotot öğrencilerden metni Fransızca olarak incelemelerini ister. Öğrencilerin kaydettiği başarıyı gören Jacotot’un öğretmenliği bilgi aktarımı sanan ve bilgide yol gösterici olarak kabul ettiği eğitimin sorgulanmasının kapılarını aralayan bu tecrübe, kendisi için son derece ufuk açıcı bir süreci başlatır.

Ranciere, Jacotot yöntemi örneği üzerinden zihinsel özgürleşmenin koşulları ve mevcut eğitim sistemlerinin eleştirisi üzerine birtakım değerlendirmelerde bulunur. Çocukların kendi çabalarıyla ve herhangi bir açıklayıcı olmadan öğrendikleri sözleri özgür zihinlerin başarısı olarak görmektedir. Ranciére; öğretmek için sormak ilkesini baz alan Sokratik yönteme yoğun eleştiriler getirmekte ve bu metodu özgür zihinlerin önünde en büyük engel olarak görmektedir. Ona göre; “Sokratesçilik aptallaştırmanın kusursuzlaştırılmış bir biçimidir.”

Cahil Hoca pratiği, hoca otoritesinin egemenliğinin ve biricikliğinin sorgulanmasına ve sürecin taraflar arasında paylaştırılmasına sebep olmuştur. Ayrıca eser, Joseph Jacotot’un durumunu zihin felsefesi yöntemiyle açıklamış, öğrenme ile anlamayı birbirinden ayrıştırmıştır. Öğrenme; motive olmuş öğrenciler için kolaydır, zor olan ise öğretim tekniklerinin öğrencinin öğretmene olan bağlayıcılığını kırmaktır.

Ranciére, bir öğreticinin/açıklayıcının varlığına dayalı, alışılagelmiş ve tüm eğitim süreçlerine hâkim olan paradigmayı eşitsiz ve aptallaştırıcı bir yapı olarak kabul eder. Böyle bir durumda yani “bir zekânın başka bir zekâya tabi kılındığı yer”de aptallaşmanın olması söz konusudur. Eski yöntemlerin eşitsizliğe ihtiyacı vardır ve bu nedenle zekâyı ikiye böler; daha aşağı olan insan zekâsı ve üstün olanların zekâsı. İşte Jacotot yöntemi böyle iki tür zekânın olmadığını ve zekâların eşitliği kabul edildiğinde özgürleştirici bir öğrenme sürecinin başlayacağını göstermeyi amaçlamaktadır. Çünkü zekânın marifeti “bilmek” değil, “yapmak”tır. Hocanın kalitesi de kişiye kapasitesini hatırlatmasında ve öğrenciyi arayışın yörüngesinde tutmada ortaya çıkmaktadır.

Yazara göre birine bir şey açıklamak, her şeyden önce ona kendi başına anlayamadığını göstermek demektir. Açıklama, pedagoji biliminin mitidir. Çünkü pedagojik aklın mantığı açıklamaya dayanmaktadır. Halkı aptallaştıran veya cahilleştiren şey, öğrenimsizlik ve eğitimsizlik değil, zekânın yetersiz/aşağı olduğuna duyulan inançtır. Cahil Hoca’nın en temel vurgusu zekâ eşitsizliği diye bir şeyin olmadığıdır. Unutulmaması gereken diğer bir önemli şey de, zihinler arası eşitlik kuramının dikkate alınmadığı durumlarda tahakkümün başlayacağıdır. Rancière’ye göre pedagojide işleyen açıklama mantığının bir benzeri de medya tarafından işletilmektedir. Kişinin gündelik deneyimleri ve siyaseti bir gizem örtüsü altından bireylere yansıtılmakta, kişinin aslında öznesi olduğu olgular/olaylar bilgisini anlamak ve anlamlandırmak için medyanın dolaylı anlatımına ihtiyaç duyulduğu varsayımından hareket edilmektedir. Hâlbuki bu durum Rancière’ye göre egemen güçlerin tahakküm kurma biçimlerinden bir tanesidir. Özgürlük ve eğitim sorunsalında bazı önemli noktalar vardır:

*Devletin her bireye eğitim verme ve bu eğitimi mecbur tutma hakkının temeli nedir?

*Modern eğitimi meşrulaştıran nedir?

*Eğitim ile modern iktidar arasındaki ilişki nedir?

*Eğitim bir hizmet midir?

Bunlar irdelenmesi gereken önemli temel sorulardan sadece birkaçıdır. Günümüzde eğitim süresi uzadıkça öğrencilerin çocuk kaldıkları, melekelerinin ve sorumluluklarının tam olarak farkına varamadıkları bir gerçek. Zekâ, arayış ve dikkat gibi öğrenme için gerekli olan kriterlerin var olması öğretmeni atıl bırakmaz aksine sorumluluğunu artırır. İyi bir hocanın sırrı sorularıyla öğrencisinin zekâsına gizlice yol gösterebilmesinde saklıdır. Hocaya bu gelişmişliği verecek olan eğitim sisteminin kendisi olmalıdır. Oysa ülkemizdeki eğitim sürecinin iç yüzü düşünüldüğünde karşımıza çıkan tablo bizleri düşündürmektedir.


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir