Bir Çağrıdır Şehadet

Paylaş

‘’Müminler arasında öyleleri var ki Allah’a verdikleri sözde dururlar. Kimileri sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir. Kimileri de şehitlik beklemektedir. Onlar hiç sözlerini değiştirmediler.’’

(Ahzab 23)

 

Bazı olaylar/durumlar günleri, ayları ve yılları anlamlandırır. Kur’an’ın indirildiği ay nasıl Ramazan ayı olarak biliniyorsa, şubat ayı da özelde Müslümanlar için genelde bütün insanlık için önemli bir aydır. Şubat ayı, şehadet ayıdır. Metin Yüksel, Malcolm X, Hasan el Benna, Abbas Musavi,  İskilipli Atıf Hoca gibi zamana tanık olan insanların şahitliklerini ölümsüzleştirerek yolumuzdaki işaretlerden oldukları bir aydır. Bu ay, zalime karşı dik durmanın, şehadeti arzulamanın, her türlü batıla karşı “La” kılıcını çekebilmenin ayıdır. Bu ay, öncülerin ayıdır. Bu ay, hayatını hak yolda feda edip, şahitlik mevkiine mazhar olan yol gösterici önderlerin ayıdır. Bu ay, diriliş, direniş ve zafer ayıdır. Dirilişin, direnişin ve şubatın kahramanı/önderi şehittir.

Şehit, şehadet mertebesine ulaşmış kişidir. Şehadet bir aşamadır, araç değil bir hedeftir, bir asalettir, bir olgunluktur, bir yüceliktir. Bu olgunluğa, yüceliğe ve asalete sahip olan kişi ise ‘Şehit’tir. Şehit sözcüğü, bulunan, gözleyen, tanık, dosdoğru, güvenilir, bildirici anlamına geldiği gibi Kuran’da, örnek ve ölçü olan, hazır, nazır, emin, bilinçli, adil, hakkı söyleyen anlamlarına gelir.

Şahit; tanık olan, farkında olan, bilen, analiz eden, hakkın tarafını seçen, örneklik teşkil edendir. Buradaki tanıklık sadece olayı görmekten ibaret değildir. Buradaki tanıklık olayı analiz etmeyi, olaya müdahil olmayı ve hakkın tarafında yer almayı gerektirir. Şehit de sözlük anlamı olarak şahitten farklı anlamlara gelmemektedir. Şehit tanık olan, hazır olan, örneklik teşkil eden, mesaj taşıyandır. Şehitlik şahitçe yaşanılan bir hayatın ölümsüzleştirilmesidir.

“Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için size Müslüman adını veren O’dur.” (Hac Suresi 78)

“Biz sizi, insanlara şahit olmanız için orta (vasat) bir ümmet kıldık; Peygamber de sizin üzerinizde şahit olsun.” (Bakara 143)

Şehit bulunduğu toplumdaki sahte ilahların farkında olan ve bu ilahlara bilinçli bir şekilde karşılık verebilen kişidir. Şehit canını/hayatını Allah yoluna vakfettiğinin farkındadır. Şehadet bilinçli bir eylemdir. Bu eylem doğaçlama, bilgiden-akıldan yoksun, duygusal, tepkisel bir eylem değil; bilinçli, tutarlı, sorumlu bir eylemdir.  Aynı zamanda bu eylem kuru akıl temelli bir eylem de değildir. Bu eylemde aşkında önemli bir rolü vardır. Bu eylem ne tamamen akılla kuşanmış, ne de tamamen aşkla kuşanmış bir eylemdir, akıl ve aşkın tutarlılığı sonucu oluşmuş bir eylemdir. Şehit, her türlü ifrat ve tefritten uzak bir şekilde, davasına aşk ve akılla bağlıdır. Şehit Mustafa Çamran bu bağlılığın, teslimiyetin, aşkın, fedakârlığın ve diğergamlığın en güzel örneklerinden biridir. Hayatını, sahip olduklarını ve canını bu yolda feda edenlerden biridir. Şiirlerinden birinde şöyle diyor Şehit Çamran;

“ Şehadet şerbeti bana ne tatlıdır. Acılarımın en iyi ilacı, en iyi kaçış yolum, deruni kederlerimin en iyi dermanı, iftiharla dolu zafere giden yol, dünya ve ahiret ticaretinin en karlısı… Doğrusu ne kadar da tatlıdır.”

“O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda çarpışsınlar. Kim Allah yolunda çarpışır sonra öldürülür veya üstün gelirse ona büyük bir ecir vereceğiz.” (Nisa 74)

Şehit, bütün çağ ve kuşaklara iletilecek olan hak çağrının taşıyıcısıdır. Bu taşıyıcılığı yalnızca aklını, kalbini, dikkatini, verebileceği her şeyi verebilenler yapabilir. Çünkü hak çağrının taşıyıcılığını yapmak bütün hayatını, malını ve canını bu yola feda etmeyi gerektirir. Şehit Seyyid Kutub’ un ifadesiyle “Yazarlar çok büyük işler  yapabilirler, ancak; fikirlerinin yaşaması  için kendi nefislerini feda etmeleri şartıyla; fikirlerini et ve kanlarıyla beslemeleri şartıyla, hak belledikleri sözün uğrunda kanlarını vermekten  çekinmemeleri şartıyla! Fikirlerimiz ve onları dışa aksettiren sözlerimiz, ruhsuz birer ceset gibidirler. Ne zaman fikirlerimizi, canlarımız ve kanlarımızla sulayıp beslersek, canlanır ve hayat sahnesinde yerini alırlar. ”

“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.” (Bakara 154)

Şehadet, şehidin arzuladığı, aşkıyla yandığı mertebedir. Bu mertebe insanın varoluş amacı olan “halifelikle” doğrudan bağlantılıdır. İnsan dünyaya iki amaç için gönderilmiştir.

“Hani Rabbin, Meleklere: “Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti.” (Bakara 30)

“Ben insanları ve cinleri yalnızca bana kulluk etsinler diye yarattım.”(Zariyat 56)

Şehit bu amaçların farkındadır. Hayatını bu amaçlar uğruna yaşar. Yaşamı, ölümü ve ibadetleri bu amaç uğrunadır.

“Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için  hakkı ayakta tutun. ”  (Maide 8)

Şehadet emperyalizme, siyonizme, kapitalizme, liberalizme, şeytanizme, bütün batıl paradigmalara, çağın modern putlarına ve uşaklarına boyun eğmemektir. Şehadet çağın firavunlarına Musa gibi bir tavır, Yezitlerine ise Hüseyince bir duruş sergilemektir. Güçlü olmanın ve batıla karşı güç yetirebilmenin bir önemi yoktur. Amaç bütün sahte ilahlara ‘’La’’ diyebilmektir. Şehit Ali Şeriati’nin ifade ettiği gibi: ‘’Şehit gerektiğinde, ‘Güç yetiriyorsan öldür! Güç yetiremiyorsan öl!’  sloganını haykırır.’’

Hüseyni bir tavır bu sloganı merkezine alır. Hz Hüseyin’in, Yezid karşısındaki duruşunun kaynağı bu slogandır. Bu slogan, içinde “direniş”i barındırır. Hz. Hüseyin’in “Mektebinde şehadet olan milletin, kaderinde esaret yoktur” sözü şehadeti en güzel anlatan sözlerdendir. Hz. Hüseyin’in bu duruşunun mükâfatı şehadettir. Bu duruş içerisinde mesaj barındırır. Hz. Zeynep ise bu mesajı taşıyandır. Bizler de şehidin mesajıyla çıkarttığı hakikati bulmalı, anlamalı, yaşamalı ve anlatmalıyız. Ali Şeriati’nin Şehadet kitabındaki son sözler bu durumu çok güzel açıklıyor:

Gidenler Hüseyni bir iş yapmıştır,

Kalanlar ise Zeynep olmalıdır,

Yoksa Yezididirler…

İnnalillah ve innaileyhiraciun!


Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir