BİR ÇAĞ YANGINI: ÇOCUK İSTİSMARI

Paylaş

Gazetemizin bu sayısında, çağımızın bizi çepeçevre kuşatan yangınlarından biri olan çocuk istismarı konusu özelinde cinsel istismar ve pedofiliden bahsetmeye çalışacağız.  Televizyon, gazete ve internette sıklıkla karşılaştığımız bir olgu haline gelen çocuk istismarı basite alınmayacak kadar önemli bir mevzu. İşte bu sebeple geleceğin mimarları çocuklarımızın yaşamını tehlikeye atan, ebeveynlerin yüreğine korku salan bu konunun nedenleri üzerinde bize aktarılanın yanında farklı nedenler üzerinde de düşünmeye çabalayan bir yazı kaleme almaya karar verdik.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün tanımına göre çocuk istismarı, çocuğun sağlığını, fiziksel ve psikososyal gelişimini kötü yönde etkileyen ülkesi, toplum ya da bir yetişkin tarafından bilerek veya bilmeyerek ortaya konan tutumlar veya ortamlar olarak kabul edilir. Çocuk istismarı çeşitleri; fiziksel, duygusal, ekonomik ve cinsel istismardır. Bunlar içerisinde cinsel istismar; çocuk istismarı tipleri içerisinde ortaya çıkması ve soruşturulması açısından en zor olan çeşididir. Cinsel istismar, rıza yaşının altında bulunan bir çocuğun, cinsel açıdan olgun bir yetişkinin cinsel doyumuna yol açacak bir eylem içinde yer alması veya bu duruma göz yumulmasıdır. Cinsel istismar, psikolojik, sosyolojik, tıbbi, davranışsal vs. diğer pek çok alanı ilgilendiren, çok boyutlu bir sorundur. (1)

Pedofili ise kriminal ya da adli bir kavram değil, klinik bir tanıdır. DSM-IV-TR (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı Gözden Geçirilmiş  4.Baskı) tanı ölçütlerine göre pedofili en az 6 aylık bir süre boyunca, kişide ergenlik dönemine girmemiş bir çocukla ya da çocuklarla cinsel etkinlikte bulunma ile ilgili yoğun, cinsel yönden uyarıcı fantezilerinin, cinsel dürtülerinin ya da davranışlarının yineleyici bir biçimde ortaya çıkması olarak tanımlanmıştır. Kişinin, bu cinsel dürtülere göre davranmakta olması ya da bu kişinin cinsel dürtüleri ya da düşlemlerinin (fantezileri) belirgin bir sıkıntıya ya da kişilerarası sorunlara neden olması tanı için gerekli bulunmaktadır. DSM-IV-TR tanı ölçütlerine göre pedofili tanısı konabilmesi için kişinin en az 16 yaşında olması ve cinsel etkinlikte bulunduğu çocuklardan en az beş yaş daha büyük olması gerekmektedir. (2)

Çocuğa yönelik cinsel istismar, son dönemde işitsel ve görsel medya aracılığı ile hepimizin az çok gündemine girmiş bir konu. TV’de, internette çocuk istismarına yönelik bir haberle karşılaşan, psikolojik sağlığı yerinde olan herkesin aklından “masumiyetin temsilcisi olan çocuklarımıza kim, nasıl bu gözle bakabilir?” diye geçmiştir. Artan istismar vakalarından sonra bu konuya ilişkin araştırmalar hız kazanmış ve bu araştırmalara her gün bir yenisi eklenmekte. Araştırma sonuçları genel olarak “çocuk istismar vakaları  %70 oranında uzak ya da yakın akraba, güvendiğiniz tanıdık çevrenizden; %30’u ise tanımadığınınız kişiler tarafından yapılıyor” mesajını vermekte. Araştırma sonuçlarının doğruluğunu, araştırmanın yapıldığı örneklemin toplumun genelini ne kadar yansıttığını bir kenara atacak olursak (ki bunlar da sorgulanmalıdır. Dünyaca ünlü akademik dergilerde dahi intihal vakalarının yaşandığını düşürsek…) araştırma sonuçlarının geneli bize “Ailenden, en yakınında olan, yakın çevrendeki güvendiğin kişiler senin çocuğuna dair kötü düşünceler besliyor. Bu kişilere asla güvenme. Çocuğunu anne/babasından dahi sakın”  fikrini verirken, bu vakaların neden arttığını, cinsel istismarı gerçekleştiren kişilerin genel özelliklerini anlatmıyor. Örneğin; bu kişiler alkol ya da uyuşturucu bağımlısı mı, psikolojik tedavi görüyor mu, parçalanmış ailenin çocuğu mu? Araştırma sonuçlarının yer aldığı haberlerde ve araştırmaların yer aldığı makalelerde bunlara genellikle yer verilmiyor.(3) Söz konusu hayatımızın önemli bir parçasını teşkil eden çocuklarımız olduğu için söylenen gerekçeyi olduğu gibi kabul ediyoruz. Fakat dikkat edersek söylenen gerekçeler problemin asıl sebebi değil sonuçlarıdır. Bir insan sırf çocuğa daha yakın biri, yakın çevreden, eş dost akraba olduğu için cinsel istismara yeltenmez. Yakın çevremizden olan ya da tanımadığımız bir kişi çocuğa yönelik cinsel istismara yol açacak düşüncelere neden, ne şekilde sahip oluyor? Asıl sorulması ve cevaplanması gereken soru budur.  

Çocuğa yönelik cinsel istismar vakaları son otuz yılda hız kazanmış olup yapılan araştırmalara baktığımızda ise belirli bir bölgede değil dünya çapında yaygınlık kazanmıştır. Neoliberal kapitalist kültürün etkisi altında olduğumuz bu dönemde haz merkezli, bireyci yaşam algısı tüm dünyada hâkim olmuş bulunmakta. Neoliberal kapitalist kültürün kutsalı tüketimdir. Mütemadiyen devam eden bir tüketim ve sonucunda oluşan büyük kazançlar… Kapitalist piyasa koşullarına en büyük katkı sağlayan sektör kuşkusuz reklam sektörüdür. Kapitalist dünyanın ayakta kalması için bu sektörün asla sekteye uğramaması gerekir. Bu reklamların izlenilebilir olması için ise reyting gereklidir. Yüksek reyting almak uğruna toplumsal ahlakı ve kültürü dejenere edecek dizi ve showların gösterilmesinden kesinlikle kaçınılmaz. Hatta öyle ki çocuğa yönelik cinsel istismar vakalarını veren haber kanalı, reklamlarında ve dizilerinde çocuk oyuncuları oynatır. Çocukların adeta büyük bir insan gibi giydirildiği reklamlar, bebeklerin vücudunun sergilendiği bebek bezi ve şampuan reklamları kanallarda sürekli dönerken, anne-babaların suçluyu en güvendiklerinde aramaları telkin ediliyor. Lakin çocuk bedeninin kullanıldığı reklamların çocuk istismarına yol açtığı düşüncesi üzerinde hiç durulmuyor.

Çocuğa yönelik cinsel istismar ve pedofili vakalarının artış gösterdiği son 30 yılda bu vakalara paralel olarak toplumsal normlar da değişmiştir. Örnek verecek olursak;  boşanma oranları artmış, seksüel davranışlar alenileşmiş, ahlaki-zorlayıcı normlar dejenere olmuş ve pornografiye ulaşım kolaylaşmıştır. Peki, bahsettiğimiz bu normlar nasıl bu hale gelmiştir? TV’nin ve özellikle de doksanlı yıllar sonrası evlere giren internetin bu değişimde rolü çok büyüktür. Çünkü öncelikle her eve giren TV aracılığıyla Türkiye toplumu için düşünecek olursak; ahlaki açıdan toplumumuza uymayan dizi ve talk-showlar toplumu etkisi altına almış, bireyler ilk aşamada karşı çıksa dahi sonraki süreçte bu ahlaki normların normal olduğunu düşüncesine kapılmıştır. Ensest ilişki, cinsel sapkınlık, cinayet, ahlaki yönden toplumun kabul görmeyeceği olay kurguları bu dizi ve filmlerle normalleştirilmiştir. Haz tutkusu yavaş yavaş topluma bir nevi enjekte edildikten sonra ise günümüzde her eve giren, neredeyse tüm telefonlara ulaşan internet ile haz tutkusuna hız tutkusu da eklenmiştir. Her türlü bilgiye en hızlı şekilde ulaşma imkânı elde ettiğimiz internet ne yazık ki kötü niyetli insanların boş bırakmadığı alanların başında geliyor. Pedofili ve cinsel sapkınlığı olan bireyler için internet ortamı bilgi edinme, mağduru belirleme ve ilişki kurma, fantezi geliştirme, diğer sapkınlığı olan kişilerle bağlantı kurma gibi birçok istek ve ihtiyaçlarını karşılamak için bir araç olmaya başlamıştır. Utanma ve kaygının yüz yüze iletişime göre daha az olduğu internet mecralarında bireyler normalde konuşmaktan çekinilecek konuları rahatlıkla konuşup, hiç tanımadığı kişilerle diyalog kurabilmekte. Bu ise çocuklar için büyük bir tehlike arz etmekte. Çünkü çocuk ve ergen yaştaki gençler sosyal mecra alanlarını sıklıkla ziyaret edip, pek çok ahlaksız reklamın yer aldığı interaktif oyun sitelerinde uzun vakitler harcamaktalar. Hal böyle olunca kendilerine çocuk mağdurlar arayan bu hasta zihniyet, internet ortamında kendisini istediği yaş ve cinsiyette gösterip kendi kimliğini rahatlıkla gizleyebilir. 

Sorulması gereken soru; çocuk istismarı vakaları bu kadar artmışken ben sorumluyu yakınımda mı aramalıyım yoksa bu sitelere izin veren sistemi, çocukların oyuncu olarak kullanıldığı reklam ve dizileri mi sorgulamalıyım? Çocuk istismarı haberleri bizi en yakınımızı bile sorgulatırken niçin bu ahlaksız yayın yapan sitelerden, dünya üzerinde çocuk pornografisi ticareti yapan firmalardan bahsetmiyor? Kapitalist piyasa kendi çarklarına ulaşılmasına izin vermiyor olabilir mi? Eğer medyadaki ve internet üzerindeki 4,5 milyon ahlaksız siteye dair bilinç aşılanacak olursa buradaki reklam gelirinde düşüş mü olacak? 

Çocuk cinsel istismarı ve pedofili konusu tek yazıda anlatılamayacak ve tek nedene sığdırılamayacak kadar girift bir konu. Gelecek yazımızda farklı nedenlere, çözüm önerilerine ve çocuk istismarına yönelik eğitim sektöründeki propagandalara değineceğiz. 

Kaynakça

1) Çocuğa Yönelik Cinsel Şiddet Olaylarında Olay Kurgusunda Ve Şüpheli İfadelerindeki Ortak Özelliklerin İncelenmesi, M. Burak Gönültaş, Doktora Tezi

2)Çocuk İstismarına Yönelik Rapor, 2016, İMDAT&ASUMA

3) 0-10 Yaş Çocuk Cinsel İstismarının Sanal Medyadaki Yansıması, Mehmet Kanak, Yüksek Lisans Tezi


Paylaş

“BİR ÇAĞ YANGINI: ÇOCUK İSTİSMARI” için bir cevap

  1. Halil Yücel dedi ki:

    Teşekkürler kardeşim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir